ORHAN GENCEBAY ARABESKÇİ Mİ?

Albümleri ve Şarkıları Hakkında Görüşleriniz.

Moderator: Yöneticiler

User avatar
yasakresim
Kıdemli Üye
Posts: 889
Joined: 17 Jan 2005, 17:25
Location: İzmir-Tekirdağ
Contact:

ORHAN GENCEBAY ARABESKÇİ Mİ?

Post by yasakresim » 23 Jan 2005, 11:19

Bu konunun sürekli gündemde kalmasini istedigim için tekrar açiyorum.Ancak daha önce uzun uzun yazistigimiz için simdilik eski yazilarimiza baglanti vermekle yetinecegim...

http://tr.wikipedia.org/wiki/Tart%C4%B1 ... n_Gencebay (Vikipedi'de Orhan Gencebay'ın arabeskçi olarak kategorize edilmesine verdiğim tepki.)

http://diskotek.arkaplan.com.tr/forum/v ... .php?t=269 (Diskotek sitesindeki tartışma. Destekler muhalefetten fazlaydı neyse ki.)

http://www.gencebayforum.com/viewtopic. ... 69&start=0 (Gencebay Müziği'nin Doğuş Süreci ve Arabesk Olarak Saptırılması)

http://www.anatolianrock.com/topic-orha ... 3314-1.htm (Bunun daha önceki sayfalarında gerekli açıklamaları yapmamıza rağmen, son mesajlarda Orhan Gencebay'a hâlâ arabeskçi denmesi üzücü. Neyse ki aynı sitedeki şu başlıkta oldukça olumlu mesajlar var.

"Arabesk" deyimi Orhan Gencebay'ı tanımlamaya yetmez...
Foruma yeni gelenler olacak, yukaridaki baglantilari mutlaka incelemelerini öneririm.
Last edited by yasakresim on 10 Jan 2007, 12:00, edited 2 times in total.
::::::
Image
"Türk ulusunun, yürümekte olduğu ilerleme ve uygarlık yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, pozitif bilimdir."
Atatürk, 1933

User avatar
VEFASIZALEM
Kıdemli Üye
Posts: 101
Joined: 19 Jan 2005, 15:36
Location: VEFASIZLARIN ALEMİNDEN..
Contact:

Post by VEFASIZALEM » 23 Jan 2005, 22:15

sana katılıyorum bu konuda . nasıl oldu bilmiyorum ama katılıyorum. bencede ORHAN GENCEBAY arabeskçi değil. daha doğrusu her tarz var. haklısın. :wink:
ÜSTÜMDE YOK BAŞIMDA YOK
İŞİMDE YOK AŞIMDA YOK
YASLANACAK TAŞIMDA YOK
YATACAK ÇUL BIRAKMADIN.

KRALDA ABİDE SENSİN ..GENCEBAY..
MÜSLÜMCÜ
MÜSLÜMCÜ...

User avatar
burhansenkal
Kıdemli Üye
Posts: 432
Joined: 28 Jan 2005, 01:55
Location: SAMSUN
Contact:

ABES

Post by burhansenkal » 04 Feb 2005, 06:01

Lütfen. bu konuyu bir daha açmasak.
Sevgili Soner.Aklı salim ARABESK tanımını , GENCEBAY müzik doğuşunu irdelesin yeter.

User avatar
yasakresim
Kıdemli Üye
Posts: 889
Joined: 17 Jan 2005, 17:25
Location: İzmir-Tekirdağ
Contact:

Post by yasakresim » 05 Feb 2005, 17:38

"Bu konuyu açmasak"dan kastınızı anlayamadım.Bu konu olabildiğince açılmalı ve her daim konuşulmalıdır.Ne kadar konuşulursa ,olayı yanlış bilen birilerinin gözüne o kadar çok çarpar.Bizim de amacımız bu değil mi?
::::::
Image
"Türk ulusunun, yürümekte olduğu ilerleme ve uygarlık yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, pozitif bilimdir."
Atatürk, 1933

User avatar
genex
Site Admin
Posts: 490
Joined: 15 Jan 2005, 19:46
Location: İstanbul
Contact:

BİR POPÜLER KÜLTÜR ÖRNEĞİ OLARAK ARABESK VE ORHAN GENCEBAY

Post by genex » 05 Feb 2005, 22:11

Bu yazının aslı http://flag.blackened.net/kara/research/arabesk/ adresindedir.

BİR POPÜLER KÜLTÜR ÖRNEĞİ OLARAK ARABESK VE ORHAN GENCEBAY ARABESKİ

Orhan Gencebay'a Saygılarımızla

Türkiye'de arabeskin kaderci ya da yoz olduğu, uyumsuzluğun, yabancılaşmanın müziği olduğuna dair geniş bir mutabakat vardır. Bu mutabakatı sağlayan bakış açısı anti arabeskçi bir bakış açısıdır. Anti arabeskçi bakış açısı; sistemin, Türkiye solunun geniş bir kısmının ve 1980 sonrası üst sınıfı oluşturan aydınların bir kısmının tanımlamalarını içerir.

Sistem kendi arabesk tanımlamalarını yaparken çıkış noktası olarak Modernleşme Kuramı'nı alır. Modernleşme Kuramı, kapitalizme kendi başına geçemeyen batı dışı toplumların değişme süreçlerini açıklayan, II. Dünya savaşı sonrasında geliştirilmiş bir toplumsal değişme kuramıdır. Bu kurama göre batılı olmayan toplumların, batılı toplumlara geçişi üç aşamada olur: Geleneksel toplum / geçiş toplumu / modern toplum. İlerleme sadece ekonomik temelde ele alınarak bir toplumun ilerledikçe modern toplum halini alacağı öngörülür. Modern toplumun tanımlaması ise şöyle yapılır : Endüstrileşmiş, adil gelir dağılımı olan, düşünce ifade ve örgütlenme özgürlüğü olan toplumlar modern toplumlardır.

Geçiş sürecinde modern ile geleneksel olanın arasında bulunan ilişki bir yerine geçme ilişkisidir ve geleneksel olan geri, yoz olan olarak ele alınır. İlerlendikçe geri olan yerini moderne bırakacaktır. Bu tanımlamada gözden kaçan şudur ki; geleneksel toplum durağan değildir, yerini modern olana bırakacak olduğu iddia edilse bile kendisinin de bir yandan ilerliyor olduğu gözden kaçmamalıdır.

Sistemin arabeski tanımlarken kendisine çıkış noktası olarak modernleşme kuramını aldığını söylemiştik. Modernleşme kuramına göre arabeski tanımlarsak şunları söyleyebiliriz: Kente göçen kır kökenli nüfusun kültürü olan arabesk, kentsel yani modern olana uyamamanın bir ürünü olarak geleneksel ile modern arasında bir marjinalliği yansıtır. Yani geçiş toplumunun ürünüdür ve toplum modern toplum halini aldığında arabesk de ortadan kalkacaktır.

Anti arabeskçi bakış açısından sıyrılarak bir arabesk tanımı yapmak istersek kültürel ve müzikal iki tanımlama getirebiliriz.

Kültürel tanımlamaya dair söylanebilecek olanlar şöyle özetlenebilir: Türkiye Cumhuriyetinde uygulanan modernleşmeci denetime direnen alt sınıflar arasında doğmuş radikal bir popüler kültürdür. Türk kültürel kimliği konusunda kabul görmüş kavramları kendiliğinden eleştirmiş ve sorgulamıştır. Modernleşme kuramından yola çıkan sistem tanımının iddia ettiği üzere göç eden kitlelerin uyumsuzluğunun müziği değildir. Aksine bir uyum çabasının ürünü olarak doğmuştur. Bir arada duran geleneksel ile modern arasında bir uyum çabasıdır. Göç eden kitleler modernleşmeye bir yandan evet derken bir yandan direnmektedirler. Arabesk işte tamda böyle bir çelişkinin içinden bir uyum çabası olarak çıkmıştır ve kişinin kendini ifade ediş tarzlarından bir tanesidir. Çelişkiyi yaşayan birey müzikle kendini sunar. Martin Stoks bu durumu Türkiye'de Arabesk Olayı adlı kitabında şu ifadeyle özetlemektedir:

"Teybe bir kaset koymak basit bir tüketiciliğin kof bir hareketi değildir. Bilakis yapısal olarak bireyin birlikte olduğu grubu ve bu birlikteliğin yer aldığı mekanı tanımlayan bir davranıştır. "

Müzikal tanımlama ise şöyle yapılabilir: Türk klasik müziği ve halk müziği formlarının, batı ve Mısır unsurlarıyla içiçe geçtiği yeni bir karma tarzdır. Orhan Gencebay'a göre Türk müziğinin özgür icrasıdır.

Arabeskin karşı cephesinde duran mutabakatın içinde farklı uçlar bulunmakta. Bütün bu tanımlamaların yanında Türkiye solunun da arabeske bir bakış açısının olduğu ve bu bakış açısının genelde anti-arabeskçi bakıştan sıyrılamayan bir bakış açısı olduğu söylenebilir; Arabesk 60'lı yıllarda kültürel bir hareketliliğin yaşandığı dönemde ortaya çıkıyor ve aslında çıkışı itibariyle içinde politik bir potansiyeli barındırıyor. Orhan Gencebay'ın Bir Teselli Ver ve Hatasız Kul Olmaz adlı şarkıları ezilenlere, göç edenlere hitap ediyor fakat şarkılarda ezilmenin ve göç etmenin ifadesi iş, ekmek, özgürlük gibi kavramlarla kendini göstermiyor. Sevgili özelinde allaha ve topluma seslenilirken daha soyut ifadeler kullanılıyor. Yoksulluk, ezilmişlik, yerinden yurdundan kopmuşluk ve endişe müziğe sinmiştir fakat bütün bunlar metaforik bir dille anlatılmaktadır. Gündelik yaşamı idealize eden bir romantikleştirme söz konusudur. Metaforik anlatımın başvurduğu kelimeler hasret, vuslat, yanmak gibi kelimelerdir. Özetle arabesk içerisinde politik bir potansiyel barındırdığı halde böyle bir romantikleştirme söz konusu olduğu için Türkiye solu bunun farkına varmamıştır. Sol eğilimli düşünürler arabeski kaderci bir bakış açısını geliştiren yanlış ve kolayca yönlendirilebilecek bir bilinç veren tarz olarak görmüşlerdir. Toplumsal protesto unsurundan eksik olduğunu düşünmüşlerdir.

1980 sonrasına gelindiğinde arabesk tartışması hala devam etmektedir ve bu dönemde üç ayrı eğilimin görüldüğü söylenilebilir: Arabeskin doğal bir olgu olduğunu söyleyenler, bırakalım dinlesinler diyenler ve sıkı anti-arabeskçiler.





ARABESKİ ORTAYA ÇIKARAN ETMENLER

Resmi Kültür Politikaları (Devlet Müdahalesi):


Resmi kültür politikalarından söz ederken Türkiye Cumhuriyeti'nin ulus inşa sürecinde geleneğin yeniden inşasının ve bir siyasal ideoloji olarak gelenekselliğin kullanımının söz konusu olduğu söylenmelidir. Gelenekselliğin yeniden inşasından söz ederken Osmanlı geleneğinin yok sayıldığı ve Anadolu uygarlıklarına varana dek bir Türklük geçmişi arandığı söylenilebilir. Arabesk, cumhuriyet ideolojisinin yayılması amacıyla uygulanan bir modernleştirme projesinin en fazla ivmeyi kazandığı yıllar olan 50'ler sonrasında doğuyor.

Türk Müziğine Radyo Yasağının Arabeske Dolaylı etkisi:

Arabeskin nasıl ortaya çıktığı düşünülürken, 30'lu yıllarda Türk Müziğine 20 aylık bir yasak gelmesiyle halkın arap radyolarını dinlediği ve arabeskin buradan doğduğu söylenegelmiştir. Fakat böyle bir açıklamanın sığ kaldığı hatta cumhuriyet döneminde gelişen müziğin arap etkisinde ve yoz olduğunu söyleyen iddiayı desteklediği açıktır. Bu şekilde doğrudan bir ilişki kurulamasa da bu dönemin arabeske dolaylı etkisi şöyle anlatılabilir:

1920 ve 30'lu yıllarda Türk Müziğine yapılan resmi müdahaleler ve halk müziğinin yeniden inşa çabası müziği iradi olarak değiştirme politikasıdır. Bu nedenle müzik üretiminde bir boşluk yaratılmıştır ve müzik pratiğinin kurumları ortadan kalkmıştır. Pratik alanları ortadan kalkan müzisyenler çok değişik alanlarda çalışmaya başlamışlardır ve arabesk gibi farklı karma tarzlar ortaya çıkmıştır.

Şarkılı Mısır Filmleri Furyasının Arabeske Dolaylı etkisi:

1938-44 arası Mısır filmleri Türk sinemasında yoğun ilgi görüyordu. Bu filmlerin müziği bazen Türkçe sözlerle aynen alınarak, bazen de esinlenme yoluyla yeni besteler yapılarak piyasaya sunuluyordu. Daha sonrasında da bu filmlerin etkisinde yeni Türk filmleri yapılmaya başlandı. Baş rollerinde Münir Nureddin Selçuk, Müzeyyan Senar, Zeki Müren gibi isimlerin oynadığı şarkılı filmler furyası yaşandı. Yaşanmış olan bu müzik pratiğinin bundan sonraki pratiklere de etkisi oldu.

Serpilen Piyasa Güçleri ve Buna Bağlı Olarak Göçün Arabeske Etkisi:

İç göçün şehirli toplumun müziğinin üretim ve tüketim kalıpları üzerinde derin izler bıraktığı muhakkaktır. Bu bağlamda göçün arabeskle olan doğrudan ilişkisi göz önüne alınmalıdır.

1950'li yıllarda hızlı sanayileşme ile birlikte geleneksel üretim yapılarının bozulması ve yeni değerlerin yayılmasıyla kentlere hızlı göç akımları yaşanmaya başlandı. 60'lı yıllarda arabeskin ortaya çıkışından daha önce, göçün toplumsal yapıya etkisine bakacak olursak Menderes dönemi politikalarından karlı çıkmış köy göçmeni yeni bir zengin sınıfın varlığı göze çarpar. Bu sınıfın şehirdeki eğlence kalıplarına uyma çabasının ürünü olarak gazinolar ortaya çıkmıştır (hıristiyan azınlıkların meyhanelerinden etkilenerek). Bu sınıf kendisini bu mekanlarda Zeki Müren'in başını çektiği popüler sanat müziği şarkılarında ifade etmiştir. Şehirli ve oturmuş burjuva sınıfının kendini ifade ediş şekli ise Münir Nurettin Selçuk'un şarkıları ve Fehmi Ege'nin tangolarıyladır. Arabesk ise bu dönemlerden daha sonra 60'lı yılların ortalarında göçün daha da yoğunlaşması ve gecekondu yaşamıyla birlikte ortaya çıkar. (varoşlardaki hızlı nüfus artışı ve gecekondu yaşamı arabeskin ayırt edici özellikleridir.)





ORHAN GENCEBAY ARABESKİ

Orhan Gencebay'la birlikte başlayan müzik tarzının arabesk adını alması 60'lı yılların başında popüler olan Suat Sayın'a dayanır. Suat Sayın bu yıllarda, Ahmet Sezgin'e "Sevmek Günah mı?" adlı şarkıyı yapar. Kısa bir süre sonra bu bestenin Mısırlı Abdülvahap'ın şarkısından alınma bir ezgiye dayandığı ortaya çıkınca Türk Müzik piyasasında Arap Müziği, Arabesk kavramları tartışılmaya başlanır.

Daha sonra 1966 yılında, Orhan Gencebay yine Ahmet Sezgin'e "Deryada Bir Salım Yok" şarkısını yapar. Bu şarkı arap ezgileri kullanılmamış olmasına rağmen orkestrasyon açısından -yaylı partüsyonların çokluğu, düyek ritmin kullanılması vb.- sevmek günah mı? 'ya benzemektedir. Bu benzerlikle Orhan Gencebay'ın müziği de arabesk adını almaya başlar.

Orhan Gencebay asıl çıkışını 1968'de "Bir Teselli Ver" le yapar.

Orhan Gencebay müziği özeliyle belirlenen arabesk denilen müzik türü, genel olarak Türk müziği kuralları içinde çeşitli etki ve kaynakları harmanlayan bir müzik türüdür. Halk müziği ve Türk klasik müziğinin çeşitli makam, ritm ve enstrümanlarıyla, Batı müziği ritm, enstrüman ve tekniğini çeşitli ağırlıklarla kullanan; ritmi ön plana çıkaran ve kemanın önemli bir öğe olduğu eklemlenmiş bir yapıdır.

Orhan Gencebay'ın kendisinin ifade ettiği üzere beş tip şarkısı vardır:
1-Türk sanat müziği ağırlıklı parçalar
2-Halk müziği ağırlıklı parçalar (özellikle Orta Anadolu)
3-Oryantal (oyun havası) ağırlıklı parçalar
4-Batı müziği ağırlıklı parçalar (armonik)
5-Ortada, hiç bir belirgin ağırlığı olmayan melez şarkılar.

Kendisine göre O'nun müziğini asıl belirgin kılan parçalar ortada olan parçaladır.

Şarkıların sözlerine genellikle gündelik dilin sadeliği hakimdir. Gurbet, felek, ecel gibi geleneksel kavramlar soyut dil anlayışının desteği ile sembolik bir özelliğe sahiptir. Aşk olgusu özellikle halk müziği ağırlıklı şarkılarda toplumsal sorunları niteleyen bir özellik taşır. Yine halk müziği ağırlıklı parçalarda toplumsal derde isyan vardır ve bu isyan haksızlık duygusundan kaynaklanan acı çekmeyi katlanılır hale getirir. Aşk olgusuna geri dönersek, bu olgunun sanat müziği ağırlıklı parçalarda seven kişinin iç dünyasına dayalı bir ifade tarzı olduğu söylenebilir.

Şarkıların sözlerinden anlaşılır ki; Orhan Gencebay baskıya, yoksulluğa ve haksızlığa, insanseverlik geleneğine yaslanarak karşı çıkar. İstediği yeni bir düzen değil daha adil bir düzendir. Yine sözlere baktığımızda göze çarpan birşey daha vardır: ikilik. İkilik aynı zamanda baskıya yoksulluğa karşı çıkıştaki sembolizme de işaret eder. Örneğin "Yarabbim" adlı şarkısında aşk coşkusu ile hasret duygusu birarada gitmektedir. Bu ikilem ritmlerin kullanılmasıylada güncelleşir. Bu, modernleşmeye hem evet diyen hem de direnen gecekondu insanına mecazi bir yolla bağlanabilir. Orhan Gencebay'ın özellikle 68-79 yılları arası yaptığı şarkılarda bu özellik hissedilir. (Bu ikiliğin arabesk müzik içerisinde 80 sonrası dönemde bir zıtlığa dönüştüğünü,bunun en iyi örneğinin oynak ritmler üzerine acılı sözler yazılması olduğunu hatırlatmakta fayda var.)

Orhan Gencebay müziğini yukarıda bahsedildiği gibi şarkı sözlerini de düşünerek üç dönemde inceleyebiliriz:

1-1968-79 arası dönem: Bir Teselli Ver'den Yarabbim'e kadar olan dönemdir. Orhan Gencebay müziğinin asıl özellikleri bu dönemde görülür. Şarkı sözlerindeki aşk mecazi bir aşktır. Sevgili aracılığı ile allah, toplum gibi diğer muhataplarla konuşulur.
2-1979-83 arası dönem bir geçiş dönemi olarak nitelendirilebilir.
3-1983 sonrası dönem Orhan Gencebay'ın ve aynı zamanda arabeskin ikinci bir dönemi olarak adlandırılır: Bu dönemde aşk toplumsal sorunlarla içiçe geçen niteliğinden ayrılmıştır. Özellikle halk müziği ağırlıklı parçalarda görülen ve aşka toplumsal dekor yapan zulüm, hayat kavgası, yoksulluk, düzen bozukluğu, haksızlık, kula kulluk gibi sözcüklerin azalmasında, sonraları hiç kullanılmamasında, aşkın özele doğru çekilmesinde kendisini gösterir. Aşık olunan obje artık karşı cinstir ve düşünsel planda sorgulanmaya başlanır.

Bu noktada, bu özelliklerin ve değişimlerin devamı niteliğinde olan "Cevap Ver" adlı çalışmadan bahsetmek gerekir. Orhan Gencebay 80 öncesi dönemle bugün arasında bir fark var mı sorusuna: "Şu anda cevap ver diyorum ve bunu diyerek gerçek seveni, doğruluğu, dürüstlüğü arıyorum" der. Ve bugünün bir eleştirisini yapar: "Teknolojik gelişmeler çoğaldıkça insanların yalnızlığa itildiğini görüyoruz. Dostluklar beraberlikler eskisi gibi değil. Bu tüketim toplumu olmaya yönlendirildiğinizde yaşanan bir süreç, vazgeçilmesi gerek."

Bu cevaptan yola çıkılarak cevap ver albümünün içerisinde bugüne dair eleştirileri, eskisi gibi dostluk arayışlarını barındırdığını söyleyebiliriz.

Orhan Gencebay müziğine dair son değinilecek nokta O'nun müziğinin genel özelliklerine dair tanımlamalar olabilir. Bunları şöyle özetleyebiliriz:

*Yaylı partüsyonlar etkin ve güçlü bir yumuşaklığı elde etmek için ağırlıklı olarak kullanılır.
*Bu yaylılar kullanımda dört oktavlık bir boşluğu doldurur. İyi icra edilmiş bir arabesk bu şekilde senfonik dinlenilebilir.
*Kaval, kanun, bağlama ve batının tüm enstrümanları solist alet olarak kullanılabilir.
*Bas gitar melodinin ana hatlarını çalarken ritmde verir.
*Bas, tiz ve orta seslerin üçüde orkestrasyonda kullanılabilir.
*Bügüne kadar kendinde var olduğu halde icrasında kullanmayan klasik türk musikisine bu noktada karşı çıkılarak özellikle senkoplu düyek ritmi ağırlıklı olarak kullanılır.
*Alaturka ve batı ritm aletleri birlikte kullanılır ve ritmin melodiyle bağdaşmasına önem verilir.





ARABESKİN EVRİMİ (1980 SONRASI)

1970'li yıllardan sonra arabeskin niteliği değişmeye başlar. Toplumsal haklar talep eden tavır, eleştirel boyutunu kaybederek hem daha tutucu hem de daha kolay yönlendirilebilir bir hale gelir.

Özellikle 80'li yıllarda ANAP politikalarından hakim bir ideoloji olarak arabesk kültürü kendi içine çekme ve onu kaderi telkin etme politikasında kullanma doğrultusunda bahsetmek gerekir. ANAP özellikle dinsel tepki ile arabesk arasında kadercilik aracılığı ile bir bağlantı kurar. Özal'la başlayan serbest pazar politikası fakiri fakir, zengini zengin yaparken arabesk kaderi telkin etme amacıyla kullanılır. (Bu dönem arabesk filmlerinde sıklıkla görülen şudur ki: Arabesk star kurban konumunda ne kadar haksızlığa uğrarsa okadar kahramanlaşmaktadır.)

Bu doğrultuda ANAP içerisinde arabesk üzerine bir araştırma grubu kurmuş,bu grup içerisinde partiye oy verenler arasındaki arabesk kitle incelenmiş ve bu doğrultuda propagandalar yapılmıştır. 1988 yılında referandum propagandası için İbrahim Tatlıses'in "Allah Allah" parçası seçilmiştir. Diğer partiler arabeski hiç gündemine almazken ANAP arabeskin TRT'de yayınlanması gibi konuları tartışmıştır.

1989'da kültür bakanı Tınaz Titiz öncülüğünde toplanan müzik kongresinde bu politikalar doğrultusunda uzun uzun arabesk tartışılır. Bu kongre arabeske devlet müdahalesinin simgesi gibidir. Bu kongre Sonrasında Tınaz Titiz Hakkı Bulut'tan bir talepte bulunur: "Sizin müziğinizi seviyoruz. Bize bu doğrultuda biraz daha batı formlarına uygun bir eser getirirmisiniz?" diyor. Hakkı Bulut ta zaten var olan "Seven Kıskanır" parçasını Esin Engin'le birlikte yeniden yorumluyor ve parçanın TRT'ye çıkması kabul görüyor. Böylece Hakkı Bulut'un arabeski devlet arabesk, acısız arabesk gibi tanımlamalar almaya başlıyor. Şarkının TRT'ye çıkmasından bir hafta sonra Titiz görevden alınıyor ve şarkı da TRT'de bir daha yayınlanmıyor.

Hakkı Bulut'tan söz açılmışken O'ndan Biraz daha bahsedilebilir:

Kendisi aslen Tunceli'li ve Adana'da yaşıyor. 1969'da altın ses yarışmasında birincilik aldıktan sonra İstanbul'a yerleşiyor. "İkimiz Bir Fidanız" ve "Falcı" gibi şarkıları yapıyor. 650 tane bestesi var ve bunların içerisinde politik içerikli olanları da var. "Gidin Görün Doğu'da Ne Dertler Ne Çileler Var" adlı şarkısı politik içerikli şarkılarına örnek olarak verilebilir. Sözleri şöyle: "Bu ülke toprağında kanun yapan devlet ağa / hak arayan gençleri gömüyorlar toprağa… " Bu şarkıdan dolayı 12 Eylül döneminde 3 ay içerde kalıyor.

1976 yılında yaptığı "Uyan Be Kardeşim" şarkısıda politik içerikli şarkılarına örnek olarak gösterilebilir. Sözleri Şöyle: Umut yok/ ne bugünden/ ne yarından/ ezildiğini görmeyenler haklarına sahip çıkmayanlar oldukça/ umut yok/ uyan be hemşerim uyan biraz düşüncen varsa/ boş yere yatmıyor kara toprakta insanlar.

Bu şarkıların varlığına rağmen Hakkı Bulut, politik şarkılar yapmadığını söyler. Hatta Uyan Be Kardeşim şarkısı yeniden yorumlanmak istendiğinde, emniyete gidip rızam dışında yayınlanmıştır şikayetinde bulunmakla tehdit eder. Politik şarkılar yaptığında sadece bir kesim tarafından dinleneceğini ve bundan da rahatsız olacağını düşünüyor. Bütün bunların yanında devlet arabeski tanımlamasını da sonuna kadar reddediyor.





KÜLTÜR ENDÜSTRİSİNİN GENİŞLEMESİYLE FARKLI ARABESK TÜRLERİNİN ORTAYA ÇIKMASI

Gelişen müzik endüstrisi Arabeski kendi içinde türlere ayırırken bir yandan da standartlaşmış bir kalıbı beraberinde getirir. Unkapanı piyasasının da etkisiyle müzik bir eğlence endüstrisine dönüşür ve yozlaşma baş gösterir.

Müziğin artık bir eğlence endüstrisine dönüşmüş olmasıyla artık unkapanı piyasasında çok sayıda kaset çıkmaktadır. Sürekli sunum içerisinde bir piyasa söz konusudur. Müzik işinin ticari boyutları giderek genişler. Örneğin bir tarafı arabesk-fantazi, diğer tarafı halk müziği parçalarından oluşan kasetler çok yoğun ilgi görmeye başlar. Diğer yandan Kürtçe müzikler üzerine Türkçe söz yazılan şarkılar furyası başlamıştır. İbrahim Tatlıses iki tarzda oluşturulan kaset geleneğinde de başı çekmektedir. Bu noktada İbrahim Tatlıses'ten daha ayrıntılı bahsedilebilir:

İbo, 70'lerin ortasında arabesk sektörleşirken "Ayağında Kundura" ile çıkış yapar, kırsal değerlerin varlığını sürdürdüğü türkülü hayata seslenir. Önceleri "Bir Mumdur İki Mumdur" derken sonraları genişleyen arabesk zemini ile "Bitmiyor İsyanlar Bitmiyor Ahlar" der. Yukarıda bahsedildiği gibi halk müziği-arabesk karması kasetlerin öncüsü olur. Fakat yine de O'nu standartlaşan arabesk kalıplarından ayırmak gerekir. Bir kere çıkışı itibariyle halk müziği formlarını ağırlıklı olarak içerir,sonra kendine has yorumu -ki bu yorum O'nun kürt olduğunu ve yöresel özellikleri kendinde barındırdığını hatırlatır- O'nu Ceylan, Emrah gibi diğer isimlerden ayırır.

İbo, Kürt toplumsal mücadelesinin simgesi değildir. O Kürt kökenli işadamlarının, babalarının, baba şarkılarının büyük kentlerdeki yükselişine simge olmuştur. Çıktığı dönem itibariyle, toplumsal değişimlerin yaşandığı bir döneme rastlar. Bu değişimi arzunun talep edilişi olgusunda görebiliriz. Mesela, arzunun talep edilişi Orhan Gencebay'da istek kipinde değildir; arzu, sitem kipinde dile getirilir. Arzulanandansa arzunun kendisini arzulamaya davet vardır. Enerjisini arzulanın mutlak anlamda erişilmez arzulayanında her daim onurlu oluşundan alır. İbo'da ise arzulanan katı olarak istenir. 1980 dönemiyle, yeni dönemin yeni arzusunu daha taşralı, daha tensel, daha iştahlı bir ses İbo dile getirir. İbo enerjisini herşeye rağmen istemekten alır. Orhan Gencebay "Hatasız Kul Olmaz" derken, İbrahim Tatlıses "Ben de İsterem" der.

Müzik endüstrisine bağlı olarak arabeskin standartlaştığını ve bir yandan da kendi içinde türlere ayrıldığını söylemiştik. Son olarak bu türleri şu şekilde sınıflandırabiliriz:

*Folk Arabesk :İbo, Emrah, Ceylan, Mahsun. . . . gibi örnekler verilebilir.
*Taverna: Nejat Alp, Cengiz Kurtoğlu, Arif Susam vb. . .
*Sanat müziği ağırlıklı arabesk: fantazi ya da çok sesli sanat müziği şarkıcıları örnek olarak verilebilir.
*Oryantal arabesk

Arabesk müzik ayrıca Türk Hafif Sanat Müziği ve Türk Hafif Müziği türlerini etkileyerek ortaya çıkmasına katkıda bulunmuştur.



NURAY ve BURCU


Dostlar bu yazı hakkında siyasi görüşü dışında kalan, daha doğrusu bizi ve Gencebay'ı ilgilendiren yanlarını değerlendirmenizi rica ediyorum.

User avatar
VEFASIZALEM
Kıdemli Üye
Posts: 101
Joined: 19 Jan 2005, 15:36
Location: VEFASIZLARIN ALEMİNDEN..
Contact:

Post by VEFASIZALEM » 06 Feb 2005, 23:00

bu kadar uzun yazılı bir konuda bütün sonradan arabeskçielrin ismi geçiyor bi MÜSLÜM BABA yok yavv. nasıl iş bu. :roll:
ÜSTÜMDE YOK BAŞIMDA YOK
İŞİMDE YOK AŞIMDA YOK
YASLANACAK TAŞIMDA YOK
YATACAK ÇUL BIRAKMADIN.

KRALDA ABİDE SENSİN ..GENCEBAY..
MÜSLÜMCÜ
MÜSLÜMCÜ...

ByKaDo
Posts: 6
Joined: 06 Feb 2005, 14:09
Contact:

Post by ByKaDo » 09 Feb 2005, 22:48

Müslüm gürses orada ismi geçen sanatçılar kadar bestesi olmadığı için yer almamıştır orda. şarkıyı bende söylerim ama besteyi her adam yapamaz.

User avatar
yasakresim
Kıdemli Üye
Posts: 889
Joined: 17 Jan 2005, 17:25
Location: İzmir-Tekirdağ
Contact:

Post by yasakresim » 10 Feb 2005, 15:43

Çok faydalı bir yazı.Eksi yönünü belirtmek gerekirse,Gencebay'ın müziğinin ifade şeklini ve ana temasını belirtirken "Orhan Gencebay'ın Bir Teselli Ver ve Hatasız Kul Olmaz adlı şarkıları ezilenlere, göç edenlere hitap ediyor" türünden şeyler söylüyor...50 ve 60'lardaki göçün ,sadece arabesk üzerinde değil,Türkiye'deki genel müzik kültürü üzerinde etkisi oldu.Öyle ki 50'lere kadar Türk Halk Müziği diye bir tür yokken,ya da çok sınırlıyken,göçlerden sonra THM parçaları resmi kurumlarca araştırıldı.Daha önceleri,köyünde yaşayan vatandaş kendi köyünün ve komşu köylerin parçalarını çalıp söylüyordu.Karadenizli'nin Egeli'den,Orta Anadolulu'nun Trkyalı'dan haberi yoktu,birbirlerinin müzik kültürlerinden haberi yoktu.Komşu ilden dahi haberleri yoktu.Radyo'nun kurulmasıyla başlayan gelişme,göçlerle daha da hızlandı.İl il dolaşıp,göç etmiş halkın göç etmiş ozanlarıyla iletişim kurup türküleri derleyen resmi görevlilerin ve araştırmacı sanatçıların sayesinde THM arşivleri yaratıldı.Göç nasıl arabeski tetiklediyse,THM'yi de tetikledi böyle.Ayrıca,THM'nin tetiklenmesi,AnadoluRock denilen müzik akımının doğmasını sağladı.Rock tabanlı sanatçılar,THM parçalarını birer birer yorumladılar ve bir sentez yarattılar.Bunun dışında,köyden kente göçenlerin "basit" müziğine sırt çeviren entellektüel ve zengin bir şehirli kesim de vardı.Bunlar da ikiye ayrıldılar.Ya batı aranjmanlarına (hafif müzik ya da pop müzik denen türe),ya da Klasik Osmanlı Musikisine(Türk Sanat Müziği) yöneldiler.Atatürk zamanında çoksesli müzik politikası gereğince yasaklanan TSM,50'lerden itibaren radyolarda yeniden çalınmaya başlandı.Daha sonra TRT kuruldu.Göçün sadece arabesk ile anılması büyük bir hatadır.Bundan,yapay gündem ve yapay bir müzik tarihi yaratan bazı çevreler sorumludur.Bu eksik görüşün bir örneğini de yukarıdaki yazıda görüyoruz.Özellikle Gencebay'ın müziğini yok gecekondu müziği,yok dolmuş müziği,yok köyden kente göçenlerin müziği diye tanıtıyorlar.Gencebay'ın bir lâfı vardır:Bütün Türkiye göç etmedi,ama benim müziğim bütün Türkiye'de dinlendi.
::::::
Image
"Türk ulusunun, yürümekte olduğu ilerleme ve uygarlık yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, pozitif bilimdir."
Atatürk, 1933

topraktan bir can
Kıdemli Üye
Posts: 362
Joined: 08 Feb 2005, 16:27
Contact:

Post by topraktan bir can » 10 Feb 2005, 16:44

sosyal olayların müzik üzerine etkisi tartışılmaz bir gerçek.tarih boyunca birçok sosyal olay diğer konularla birlikte tabiki müziği de etkilemiştir.fakat burda sosyologların büyük bir yanılgısı var.öyle ki bu bilimle bağdaşmayan bir hata.sosyologlar tarafından her defasında halkın gözü önünde öyle bir portre çizilmek isteniyor ki o da şu:sanki sosyal olaylar sadece arabesk müziğin doğmasını sağlamış ve onların hatalı bir düşünüşle arabeskin babası olarak gördükleri orhan gencebay müziğinin ortaya çıkmasında etken olmuş gibi gösteriliyor ve sonunda arabesk ile onun üzerinden orhan gencebayın müziği olumsuz şartların doğurduğu köyden kente göç,bunalım müziği gibi değerlendiriliyor.orhan gencebayın eserlerinde çok farklı amaçla söylediği sözler bu kesim tarafından sürekli yanlış anlaşılarak ve çarpıtılarak göç kültürünün bir ürünüymüş gibi halka dikte ettirilmek isteniyor.60lı yıllar ve 70li yıllar dünyada ve bunun yansıması olarak türkiyede en hızlı değişimin yaşandığı ve bunun müzik üzerine yansımasının da çok olduğu bir dönemdi.yukarda arkadaşımızın belirttiği gibi halk müziğinde ve türk hafif müziğinde de büyük değişimler ve oluşumlar yaşandı bu yıllarda.bunlar nedense hiç sosyal olaylara bağlanmadı.eğer mesele illa da köyden kente göçse anadolu rockı köyden kente göç olayına bağlamak orhan gencebay müziğini köyden kente göçe bağlamaktan çok daha mantıklıdır.bakın doğrudur demiyorum daha mantıklıdır diyorum.ama ben 60lı yıllardaki birçok müzik oluşumuyla beraber orhan gencebay müziğinin ortaya çıkmasını o yılların ruhuna,değişimci havasına bağlıyorum.ama bakın ne diyorum arabeski buna bağlıyorum demiyorum;60lı ve nispeten 70li yıllarda dünyada ve türkiyede yeni ortaya çıkan bu müzik formlarını oyılların araştırmacı,dinamik ruhuna bağlıyorum diyorum.70lerin ikinci yarısında ve 80lerde ortaya çıkan arabesk müzikleri(müslüm gürses,emrah,ibo,bergen,ceylan, gibi ki gerçek arabesk bence bunlardır) tabiki bu ruha bağlamıyorum.onlar bozulan sosyoekonomik ve kültürel dengelerin doğurduğu sağlıksız ortamın yarattığı içi boş müziklerdir.sosyologlarca yapılan en büyük hata bunları orhan gencebayın devamı gibi görmesi ve bunları gencebayla ilişkilendirmesi ve abimizi de bunların piri gibi görmesidir ki bu bilim açısından son derece ama son derece yanlış bir kanıdır.hem müzikoloji hem de yukarda belirttiğim gibi sosyoloji bilimi açısından. orhan gencebayın müziği son derece sağlam temellere oturan müzik dehası ve bilgisi dolu muazzam bir müzik türüdür.içinde yok yoktur..sanat müziğinin çeşitli makamlarını ustalık ve incelikle kaynaştırıp bunu halk müziğiyle son derece akıllı ve uyumlu bir şekilde barıştıran adriyatikten çine her türlü kültürü içinde çeşni olarak barındıran ama sac ayaklarını türk kültürünün her türlü müziğinin oluşturduğu bir müziktir.dün tvde mozartın hayatını anlatan bir film vardı. o filmde mozartın besteleri için yapılan yorumları gencebayın müziği için düşündüm ve gencebayın müziğinde de bunların olduğunu düşündüm.tabi o anda düşündüğüm bişey değildi bu.bunu hep biliyordum zaten.hatasız kul olmazı düşündüm yokluğu düşündüm,leyla ile mecnunu düşündüm şimdi teker teker saymıyim senfonik tarzda çok eseri var çünkü;hemen hemen hepsi senfonik anlayışı içinde barındiriyor.bunu niye dedim?burdan nereye gelicem.şimdi gencebayın müziğine arabesk diyenlerin temel dayanağı ne?gencebayın müziği arap etkisi altındaymış.hiçbir sağlam temeli olmayan bir görüş...gencebayın bazı şarkılarında tabiki arap etkisi vardır(ayrıca bu kötü birşey de değil arap müziğinin de köklü bir geçmişi olduğu ortada ve kimse arap müziğinin diğer müziklerden daha kalitesiz olduğunu öne süremez. )ancak bu etki müziğe ismini verecek yeterli baskınlığa sahip değildir.abimizin de dediği gibi bu deyim onu anlatmaya yetmez.demin gencebayın eserlerinde arap müziğinden çok daha baskın bir senfonik etki olduğunu öne sürmüştüm.unutulmazın başını dinleyin(sırf misal olarak veriyorum)sound olarak klasik müzik eserlerine benzemez ama kompozitörlük tavrı olarak tamamen mozart,beethoven duyarlığındadır.ancak burdaki senfoni gencebay senfonisidir ve o senfonilerden daha büyük bir müzik yelpazesine sahiptir.adriyatikten çine kadar etkilenmediği kültür kalmayan bir müziği sadece bir kültürün(ARABesk)müziği olarak isimlendirmek ne kadar doğrudur?son derece yanlıştır.fakat bu müziğin tabiki bir ağırlık noktası vardır.o da türk kültürüdür.besteler ve düzenleme açısından da kendinden önceki türk kültürü(bunu dememin sebebi türk milletinin yarattığı her türlü müzikal değeri bir çatı altında toplamam ve abimizin müziğinde bu ağırlığın olmasıdır) müziklerini kat kat aşmış,dünyadaki en kaliteli müziklerle yarışabilecek düzeye sahiptir.böyle bir oluşumu hem müzikal hem sosyolojik olarak arabesk terimiyle sınırlandırmak son derece büyük bilimsel bir hatadır.
Last edited by topraktan bir can on 12 Feb 2005, 07:46, edited 1 time in total.

User avatar
yasakresim
Kıdemli Üye
Posts: 889
Joined: 17 Jan 2005, 17:25
Location: İzmir-Tekirdağ
Contact:

Post by yasakresim » 11 Feb 2005, 16:28

Forumda verdiğiniz cevaplardan ,kuvvetli bir birikime sahip olduğunuz anlaşılıyor.Aramıza sizin gibi birinin teşrif ettiğine sevindim.Saygılar...
::::::
Image
"Türk ulusunun, yürümekte olduğu ilerleme ve uygarlık yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, pozitif bilimdir."
Atatürk, 1933

topraktan bir can
Kıdemli Üye
Posts: 362
Joined: 08 Feb 2005, 16:27
Contact:

Post by topraktan bir can » 11 Feb 2005, 17:37

berhüdar ol yasak resim kardeş..abimiz gibi bir sanatçının daha iyi tanınmasında en ufak bir katkımız oluyorsa ne mutlu bize....yazdıklarımı aslında gönül dostlarının hepsi biliyor..hepimizin yazdğı yazıları gencebay hakkında kafası önyargılarla ve yanlış bilgilerle dolu olan insanların da okuduğunu umut ediyorum...

User avatar
VEFASIZALEM
Kıdemli Üye
Posts: 101
Joined: 19 Jan 2005, 15:36
Location: VEFASIZLARIN ALEMİNDEN..
Contact:

Post by VEFASIZALEM » 11 Feb 2005, 22:05

birincisi ORHAN GENCEBAYA arabeskçidir diyenler utansın. sürünsünler. ben de bunu herzman diyorum ne kadar sizler kadar bilgim olmasada ORHAN ABİ hakkında . o arabeskçi değildir. ama topraktan bir can şunu söylemeden içim rahat etmeyecek. yazında ceylanın ibonun bergenin gerçek arabeskçi olduklarını yazmışsın. MÜSLÜM BABAMIZIN adınımı unuttun yoksa sana göre gerçek arabeskçi değil mi????

ikincisi BYKADO madem şarkı söylemek kolay neden bu zamanda bir sürü sanatçı çıkıyor ve çıktığı gibi gidiyor. onlarda beste yapmıyor sadece söylüyor. neden kalmıyorlar. ayrıca sende çıık söyle o zaman senide görelim. :x bakalım nasıl söylüyorsun. sesin ne kadar iyi ve ne kadar kalabileceksin.

bu kadar acımasız olmayın ya. bari bunu MÜSLÜM GÜRSESİN adının geçtiği yerde yapmayın..

---------------------------------------
yasakresim: Vefasızalem,Topraktan Bir Can dostumuz Müslüm Baba'nın ismini yazmayı unutmuş her halde,yazısına tekrar bakarsan düzelttiğini görürsün.Hadi bakalım berhudar ol :)
ÜSTÜMDE YOK BAŞIMDA YOK
İŞİMDE YOK AŞIMDA YOK
YASLANACAK TAŞIMDA YOK
YATACAK ÇUL BIRAKMADIN.

KRALDA ABİDE SENSİN ..GENCEBAY..
MÜSLÜMCÜ
MÜSLÜMCÜ...

ByKaDo
Posts: 6
Joined: 06 Feb 2005, 14:09
Contact:

Post by ByKaDo » 12 Feb 2005, 19:02

müslümcü kızma hemen özür dileriz ben müslümcüleri severim takılırım böyle arada bir.

User avatar
VEFASIZALEM
Kıdemli Üye
Posts: 101
Joined: 19 Jan 2005, 15:36
Location: VEFASIZLARIN ALEMİNDEN..
Contact:

Post by VEFASIZALEM » 12 Feb 2005, 21:45

ALLAH RAZI OLSUN hemde en başa yazmış sağol topraktan bir can. ayrıca ben bu ORHAN ABİMİZİN şarkısını severim. hani diyorya ^^affetme beni sensiz gülersem^^.. :D

yan BYKADO yapma böyle şakalar be kardeşim. insanın yüreğine iniyor.

bi ara SONER kardeşle aramda olan tatsızlıkta bana şunu söylemişti.

biz uç deli ORHANCIYIZ. bende bu lafa bayağı takmşıtım yani :D

bende UÇ OĞLU UÇ MÜSLÜMCÜYÜM be arkadaşlar. ne yapıyım elimde değil. hiçbir şekilde ona söz getirtmiyorum..

HADİ BERHUDAR OLUN....

----------------------------------------------
yasakresim: uç deli orhancıyım demedim, uç Gencebaycılar'danım dedim.Orhancı kelimesini de sevmem.
ÜSTÜMDE YOK BAŞIMDA YOK
İŞİMDE YOK AŞIMDA YOK
YASLANACAK TAŞIMDA YOK
YATACAK ÇUL BIRAKMADIN.

KRALDA ABİDE SENSİN ..GENCEBAY..
MÜSLÜMCÜ
MÜSLÜMCÜ...

martt
Kıdemli Üye
Posts: 356
Joined: 11 Feb 2005, 20:07
Contact:

Post by martt » 08 Mar 2005, 22:07

yıllardır müziğe ses katmak için müziğe anlam katmak için müziği müzik yapmak için çabalayan müziğe renk getiren ama hep ALGILANAMAYAN müzik adamı....

yasaklanan hep müziğinin KENDİNE HAS olduğunu vurgulayan anlatmak isteyen müzik adamı.....

müziğe gönlünü vermiş ruhunu vermiş müzik adamı....

arap ezgileri ORHAN GENCEBAYI ifade edemez.onun kendine has uslubu metodu var

o gönlümüzün sultanı ORHAN GENCEBAY
NE GÜÇ YETER NE DİL SENİ ANLATMAYA
ÖMRÜM YETMEZ BELKİ BİR SEN DAHA BULMAYA
YARINIM SENİNLE DİYEBİLSEYDİM
SENİNLE YAŞAYIP SENİNLE ÖLSEYDİM
GÖRSEYDİN ANLARDIN SEVMEK NE DEMEK
KADERİ TA BAŞTAN ÇİZEBİLSEYDİN

beyazsayfa
Deneyimli Üye
Posts: 78
Joined: 05 Feb 2005, 02:19
Location: Samsun
Contact:

Bunaltan Tartışma!!!

Post by beyazsayfa » 03 Apr 2005, 14:53

Arkadaşlar öncelikle şunu söyleyeyim.Orhan GENCEBAY kimsenin tekelinde değildir.Ayrıca şu Arabesk tartışması beni iyice rahatsız etti.Yaklaşık 15 yıldır(benim bildiğim)Orhan Baba arabeskçi olmadığını söyler durur.Bende hak veriyorum buna ama çok uzatmaya ne gerek var.Gerçek Gencebaycılar ne tür müzik yaptığını zaten biliyoruz.Ayrıca Orhan Baba arabeskçi olmadığını entel kesime kanıtlamak için çok uç noktalara gitmişti."Kiralık Dünya" kaseti bence bu konuda somut bir örnek.Neyseki Klasikler 1 kaseti imdada yetişti ve Orhan Baba'yı eski tarzına döndürdü.
Siz sanıyormusunuz ki o ilginç tarzı devam etseydi şu anki durumunda olacaktı.Şahsen ben eski kasetlerindeki duygudan yoksun ve tamamen tarzını ispat için yapılmış bu albümleri içime pek sindirememiştim.
Sonuç olarak bu abartılı tartışma Orhan Babaya zarar veriyor.Vaktini bölüyor aklını karıştırıyor.
Bizim günlümüzde O arabesk kalıplara sığmaz zaten

User avatar
yasakresim
Kıdemli Üye
Posts: 889
Joined: 17 Jan 2005, 17:25
Location: İzmir-Tekirdağ
Contact:

Post by yasakresim » 04 Apr 2005, 15:21

Anlayamadım beyazsayfa,arabesk tartışması seni ne yönden rahatsız ediyor, biraz açar mısın?Ayrıca kiralık Dünya kasetinde gittiği "uç noktalar"dan biraz bahseder misin? O uç noktalara çünkü zaten daha çok önceden gidiyordu. Bu Gencebay'ın evvelden beri kendi müzik anlayışıdır. Ayrıca Klasikler-1 albümü her ne kadar astronomik derecede çok satsa da ben bu albümü müziksel sound olarak başarılı bulmuyorum. Eski şarkıların ruhu ve alt yapısı tam olarak korunamamış. 70'lerin kayıtlarındaki rock-jazz soundlarından eser kalmamış. Güzelleşen tek şarkı ise Kabahat Seni Sevende Olmuş.
::::::
Image
"Türk ulusunun, yürümekte olduğu ilerleme ve uygarlık yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, pozitif bilimdir."
Atatürk, 1933

User avatar
genex
Site Admin
Posts: 490
Joined: 15 Jan 2005, 19:46
Location: İstanbul
Contact:

Post by genex » 04 Apr 2005, 22:42

Dostlar tartışmakta ne sakınca olabilir ki, seviyemizi koruduğumuz konudan sapmadığımız sürece bu konuları tartışmalıyız. Ayrıca dostum Orhan Baba hep uç noktalarda bir sanatçı senin dediğin gibi sadece kiralık dünyada uç noktalarda değildi. Gencebayın felsefesi bu kendini tekrarlamak istemiyor. Gerçi istesede yapamıyor. Her albümünde mutlaka bir yenilik, yeni bir deneme vardır. Zaten kendisinin de dediği gibi belli bir kalıpta yapmıyor çalışmalarını, serbest çalışmalar bunlar. Kalıplara bağlı kalmadan çalışmalar yapıyor. Asıl uç noktalar bunlar zaten TRT de (yani ordaki zihniyet) bundan rahatsız olmadımı? Kiralık dünyada bence genç müzisyenlere örnek bir çalışma yaptı onlara cesaret verdi. Alışılagelmişten biraz farklıydı çünkü o çalışmaları yapan Gencebay

beyazsayfa
Deneyimli Üye
Posts: 78
Joined: 05 Feb 2005, 02:19
Location: Samsun
Contact:

Tam Anlaşılamadım?

Post by beyazsayfa » 05 Apr 2005, 20:10

Dostlar ben Orhan Gencebay'ın yalnızca Arabesk kalıba sığamayacak kadar renkli bir müziği olduğunu zaten biliyorum fakat bunu inatla bazı çevrelere(entel kesim v.s)kabul ettirmeye çalışmanın Orhan Baba'ya zarardan başka birşey getirmeyeceğini düşünüyorum.Kiralık Dünya kasetinde bana eski tarzını hatırlatacak bir parça söyleyin.Kaderimin Oyunu,çilekeş,doğan bir pişman,her günüm gamlı geçer,ben doğarken ölmüşüm ve sayamayacağım onlarca parçaya yakın.Belki "aşk sensiz olmaz ve ne değişti" olabilir.Ama tam değil.Çok ağır parça söyleyemezsiniz.Sonraki iki kaseti cevap ver ve gönül dostunda bu tür parçalar var.Deryada bir salım yok,yakılacak yara,aşk sensiz olmaz gibi.Orhan Baba uç noktalara daha önce de gitti tabii.Orhan GENCEBAY bu sebeple çok farklı.Ama hiçbir kasetinde dengeyi bozmadı.Ta ki Arabesk tartışmalarıyla geçen 90'lı yılların sonuna kadar.Müzikal anlamda kaymalar yaşadı.Albümlerine batı soundu hakim oldu.Bir örnek vereyim size.En az sizin kadar Orhan GENCEBAY seven bir akrabam(ki Gencebay'dan başka kimseyi dinlemez) kiralık dünya kaseti çıktığında çok büyük bir hayal kırıklığına uğrayıp benden Bütün dertlerim kasetini istedi.Kiralık dünyayı bana vererek.Nerede o eski Orhan Baba?diye sormuştu bana.Bu arada "yasakresim" klasikler 1 kasetinin kaydının bir felaket olduğuna tamamen katılıyorum.Kaderimin Oyunu başta olmak üzere sesler çok cansızdı.Halbuki 80'lerde yaptığı albümlerin kayıtları bile onlardan daha iyidir.Bunun sebebini nerede aramak lazım tam bilemiyorum ama o albümün söylemek istediğim etkisi yapılan parçaların daha duygu yoğunluklu ve kullanılan enstrümanların daha dengeli olmasıdır.Bu konuları tartışalım,fikirlerimizi söyleyelim ki daha doğruyu bulalım

User avatar
yasakresim
Kıdemli Üye
Posts: 889
Joined: 17 Jan 2005, 17:25
Location: İzmir-Tekirdağ
Contact:

Post by yasakresim » 14 Sep 2005, 12:56

Kisacasi dostlar, bu tarti$mamizin da sonucunda hepimizin anlamasi ve gönülden inanmasi gereken $ey, Gencebay'in arabesk ile sinirlandirilamayacak bir müzisyen oldugudur elbette. Davamizin temeli bu degil mi?...
::::::
Image
"Türk ulusunun, yürümekte olduğu ilerleme ve uygarlık yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, pozitif bilimdir."
Atatürk, 1933

Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 5 guests