Yeni Albüm Yorumları Buraya

Kapanmış konulardan yararlanabilmeniz için arşiv bölümüne taşınmaktadır.
Locked

En Sevdiginiz Sarkı Hangisi?

BUGÜN SENİN DOĞUM GÜNÜN
6
8%
GÜLÜNCE DAHA GÜZEL
4
5%
MÜBAREK
12
16%
BESMELEYLE BAŞLA
1
1%
AŞKIN HESABI OLMAZ
5
7%
YARGISIZ İNFAZ
7
10%
YENECEĞİM KENDİMİ
11
15%
SENSİN BENİM ÇİLEGAHIM
15
21%
GÜNEŞİMSİN
7
10%
SÖYLENMEDİK SÖZ KALMADI
5
7%
 
Total votes: 73

User avatar
serhat_izmit
Kıdemli Üye
Posts: 325
Joined: 28 Jul 2006, 21:54
Location: Kocaeli
Contact:

Post by serhat_izmit » 30 Jan 2007, 01:27

Bir kişiyi ya seversin, ya da sevmezsin. Kurbanlık koyun mu seçiyorsun kardeşim? Bir sanatçıyı seveceksen onun illa referansını mı almak zorundasın? Kendileri başka yola meyilliymiş belli, bu yüzden Gencebay'ı seçmemişler.

Hüseyin abi bu yüzden bu iki insanı kaale bile almana gerek yok bence.

Forumlar tartışmak ve eleştirmek içindir de...

Ve ben Orhan Gencebay'ı "fazla eleştirmeyen" biri olarak söylüyorum bunu.
"Yaptıklarım Türk müziğinin devamıdır."
"Müziğime arabesk denmesi çok saçma..."
Orhan GENCEBAY

ufkumufuk
Posts: 8
Joined: 08 Jan 2007, 01:11
Contact:

Post by ufkumufuk » 30 Jan 2007, 01:38

Yazdigim yaziya bu kadar cevap gelecegini hic tahmin etmiyordum epey sasirdim. Ama yazimin icinden sadece bir bolum tartisilmis. Buna da oldukca uzuldum acikcasi. Gencebayi tanitmaya yonelik cesitli konularin konusuldugu bilgilerin aktarildigi bir site oldugu asikar olan bu forumlarda yaptigimiz elestirilerin birbirimize olan saygimizin ve sabrimizin daha fazla olmasi gerektigini soylemistim. Bizi o sekilde goren yeni gonuldostlari daha bir hevesle ilgilenirler demek istemistim.

Hani hep uzun suredir yazmiyorum diyordum ya bunun en buyuk sebebi bu durum idi. Cunku evvelden de bu durumlara gelinmisti ben o zaman biraz geride durma karari almistim. Gergin bir ortam olup baris bozulacaksa geride durmak asla korkaklik degildir. Bu belki Gencebaydan bize gecme bir ozellik de olabilir yahut ben boyle de inaniyor olabilirim.

Ilk yazimda belirtmek istedigim gergin bir ortam olmadan rahat bir sekilde mutlu olarak konularimizi konusalim ve diger insanlara da Gencebay hayranlarinin bu tur insanlar olduklarini hissettirelim idi.

Aramizdaki herkesin boyle olduguna kalbimle inaniyorum. Hepimizin amaci ayni o zaman neden kavga edelim ki :)

Yazimda bir sey belirtmistim ama o hic dikkate alinmamis. Bir anket yapalim isteklerimizi iletelim demis idim. Ben cevaplarin istekler yonunde gelecegini dusunurken yeniden tartisma ortami acilmis. Eger bu durum surerse kendimi sorumlu tutup yazdigim icin pisman olurum.

Yazilanlar icinden bir bolumun uzerine gidersek o zaman magazin programlarindan bir farkimiz kalmamis oluyor bence.

Site yoneticisi arkadas kimse onu da tanimiyorum ozur dilerim :) bu tur bir anket hazirlar ise memnun olurum. Secenekler cok fazla olabilir sorun degil bir onem sirasina dizerek Gencebaya iletebiliriz sanirim.

Yahut tum uye arkadaslar bir fikir beyan eder bu fikirleri de en sonunda derecelendiririz bu sekilde de bir yontem olusturabiliriz. Ya da baska fikra olan bir gonuldostu var ise onun fikrini de uygulayabiliriz.

Son olarak bence kimsenin ayrilmasina kusmesine gerek yok. Biz kaybetmeye degil kazanmaya calisiyoruz.

Tekrar soylemem gerekirse uzun suredir yazmamamin nedeni gergin ortamlarin durulmasi, daha sakin ve sabirlica gorusulup tartislmasi idi. Yoksa biz kimseye dargin degiliz ki :)

Hepiniz Berhudar olun.........

beyazsayfa
Deneyimli Üye
Posts: 78
Joined: 05 Feb 2005, 02:19
Location: Samsun
Contact:

Post by beyazsayfa » 30 Jan 2007, 17:03

Sevgili dostlar.Çok yanlış yapıyorsunuz.Bu sitenin felsefesinde kavga ve düşmanlık yoktur.Evet bu site belli kalitede Gencebay'severe sahiptir ve güzelliğide buradan gelir.Şahsi görüşüm Soner(yasakresim) bu siteye en çok yakışanlardan biridir.Zamanında çok karşı karşıya geldik ama olayın hep farkındaydık.Siteye kavga tohumları ekmekten ileri gidemeyenler lütfen davranışlarını yeniden gözden geçirsin.Şahsen ben bu güzel topluluğun ve böyle kaliteli bir ortamın dağılmasından yana değilim.Hepinizi sakin olmaya davet ediyorum.Böylesine hır-gür biz Gencebay dostlarına yakışır mı hiç?Lütfen arkadaşlar.
Kabul etmesende karşı fikirlere katlanabilmek ve yapabiliyorsan kendi fikirlerini ortaya koyabilmek.Asıl erdemli davranış budur.

User avatar
murat yaşar
Kıdemli Üye
Posts: 170
Joined: 08 Jan 2007, 18:14
Contact:

Post by murat yaşar » 30 Jan 2007, 19:28

Hani bir söz vardır: Eğer silginiz kaleminizden önce bitiyor ise çok yanlışınız var demektir diye...
Bana göre burda kimsenin yanlışı yok fakat birileri eleştiri getirirken diğeri ona tahammül edemiyor yada birilerinin övgüsü nedense birilerine göre amiyane bir deyişle Yalakalık olarak adlediliyor..
Aslında herkesin ne demek istediği açık fakat kendini iyi ifade edemiyor diye düşünüyorum...Bu yanlış anlaşılmalar yüzünden forumu terk etmek olmaz..Asıl yanlış budur..Herkes ergeç bi şekilde anlaşır uzlaşır...Meseleleri nasıl olsa çözeriz..Önce sabır,anlayış saygı ve sevgi...
Forumda birbirimizi yaralamadan dahada önemlisi dönüşü olmayan sözlerle,birbirimizi vurmadan çünkü burada er geç herkes kendi görüşünü duygularını birbiriyle paylaştığına göre yine övgüyle yada yergiyle ( hemde aynı kişilerle) mutlaka karşılacaktır.Ve en önemlisi kin tutmadan değerlendirmeleri objektif bir biçimde yapmalıdır..Bu gün ayrı olan karşı karşıya kaldığımız insanlarla belkida yarın aynı fikirleri paylaşabiliriz..
Bana göre burda çok değerli arkadaşların hemde aynı dava uğruna birbirine hakaret vari yorumları hoş değil...Ben bu forumu yasak resim olmadan düşünemiyorum bile..Ve tabii diğer arkadaşlarımızı.
Burda önemli olan kalıcı olmaktır..Ben herkes gider yasak resim gitmez diye düşünürdüm.GİTMEMELİ VE GİTMEYECEKTİR İNŞALLAH...
SAYGILARIMLA

User avatar
sabır taşı
Kıdemli Üye
Posts: 1179
Joined: 26 Jan 2005, 18:32
Contact:

Post by sabır taşı » 30 Jan 2007, 19:57

Yasak Resimin Gitmeyip Sonuna Kadar Fikirlerini Savunmasini Bende İsterim...İsterse Hic Kimse Dinlemesin...(lafin gelişi diyorum tabi..elbetde dinleyen olacak)

turanamac
Kıdemli Üye
Posts: 133
Joined: 04 Aug 2006, 02:36
Contact:

Post by turanamac » 30 Jan 2007, 22:57

bunun adı madem fikir mücadelesi , o zaman mücadelenizi sürdüreceksiniz..en güzel ve yapıcı olan mücadele fikir mücadelesidir..her şeye cevap verme , her şeyi düzeltme gibi bir konu içerisinde bulunmamıza da gerek yok ayrıca..bu forumda böyle bir misyon olduğunuda sanmıyorum .. öyle bir misyon varsa o zaman onlarca insan fikir yazsın sadece bir kiş bu fikirleri değerlendirsin ..daha mantıklı olurdu..

her söylenilenin kabullenilmesi ya da aynı fikirde olunması gibi bir kuralda yok.. o zaman bu forumun olmasının bir amacı da olmazdı ..saygı çerçevesi içerisinde herşey söylenebilir olmalı , muahtap olacak insanlarda aynı saygı çerçevesi içerisinde ve sakin bir şekilde cevap vermeli ..

herkes terbiye sınırların içerisinde görüşünün bildirsin .. yine herkes kendi doğruları ölçüsünde bunları yanıtlasın ..celallenmenin bir anlamı var mı ??? kime ne faydası var soruyorum ????

orhan gencebay ile ilgili her meseleyi bir "devlet meselsi " haline getirmenin ne anlamı var..her olumsuzluğuna ardından gururu incinmiş insanlar moduna neden bürünüyoruz..herkes kendisinden mesul .. bu adam müzik yapıyor .. insanlığı şekilendirmiyor..

bunu anlamış değilim..nihayetinde oda sizin benim gibi bir insan ve kendine göre olan doğruları yaparak yaşıyor ki bunlar çoğumuza göre yanlış olan şeyler ..ama bize göre ..

hayata sadece siyah ve beyaz renklerle bakan insanlar arada gri renkle bakmayı da öğrenmeli..aksi takdirde yazacağımız her cümle kara birer cümle olacaktır..

saygılar.........

User avatar
sabır taşı
Kıdemli Üye
Posts: 1179
Joined: 26 Jan 2005, 18:32
Contact:

Post by sabır taşı » 30 Jan 2007, 23:57

yazinizdaki bir cok yere katiliyorum...

ayrica insanlar hoslanmiyor yada rahatlari bozuluyor yada moralleri bozuluyor diye eleştri yapmamiz gerektiginde bunu yapmaktan cekinmemeliyiz..irademizi baskalarinin gölgelemesine izin vermemeliyiz..

yoksa aklımızın ve kendi irademizle ölçüp tartmanin ne anlami olacak ki ?
İnsanlar icinde herkes kendince ölçüp tartacak ve her düşünce bir araya gelmeliki ortak noktalarda yakalanacak ve farklılıklarda görülecek..

ögrenmek ilerlemek gelişmek geliştirmekte böyle olmuyormu zaten hayatda her seyde...

o zaman eleştirmekte hayati bir seydir..

yeri geldiginde..ve gerektiginde..

User avatar
Erhan
Deneyimli Üye
Posts: 95
Joined: 29 Jun 2006, 16:25
Location: Adıyaman
Contact:

Post by Erhan » 31 Jan 2007, 19:31

Soner abi çok dolmuş.Hüseyin abinin lafına kızıp gitmedi.Eğer öyleyse bile çok önemli değil çünkü hüseyin abi onun gönlünü alır (ins).Sonunda başardılar işte bilip bilmeden yorum yapanlar.Soner abi gitti işte kına yaksın bazıları.Yüreğini koymus birinin aramızdan ayrılmasını ne kadar çabuk kabullendiniz....İnsanın bişey yazası gelmiyor bu forma.O kadar emek vermiş birinin lafları bile para etmiyor yokluğu cabucak kabulleniyorsa ben ne diiim daha...

turanamac
Kıdemli Üye
Posts: 133
Joined: 04 Aug 2006, 02:36
Contact:

Post by turanamac » 31 Jan 2007, 20:55

forumdaki yazılardan tanıdığım kadarıyla tek olumsuz yönü çabuk sinirlenip keskin kararlar alması..sanırım bu da o kararlarından birisi ..biraz daha sakin kafa ile düşünürse forum için ne denli önemli bir insan olduğunun her kişi tarafndan onaylanan bir fikir olduğunu hatırlayacak ve bu kararından dönecektir..bunlar benim tahminlerim tabi ki..

daha önce de dediğim gibi mücadele insanları fikir ve hayat mücaselesinden asla kaçmazlar..o da çekilmeyecektir..biraz zaman lazım ..

saygılar...

SerdarYilmaz
Kıdemli Üye
Posts: 169
Joined: 22 Sep 2006, 22:35
Contact:

Post by SerdarYilmaz » 01 Feb 2007, 00:04

Konunun asil amacina dönerek, su yazimi ekliyorum.

---

1. bölüm

Bu yazimi foruma eklerken albüm elime geçeli dört hafta falan gibi oluyor. Albümü hazmedeli ise bundan 10 gün falan oluyor.. Nihayetinde ben de albümü öyle veya böyle hazmettigimi düsünüyorum ki, yorum yapabilecek bir duruma gelmis olduguma inandim ve albüm hakkindaki görüslerime dair bu yazimi yazdim.

Albümü ilk dinleyisteki duygular ile su an ki duygularim muhakkak ki farkli. Bazi sarkilar ilk duyusta kulaga hitap etmezken, sonradan dil takintisi oluverdi.. Bazi sarkilar ilk duyustaki verdigi "yüksek mertebeli" izlenimini sonralari biraz veya bayagi olsun kaybediverdi.. Bazi sarkilar ilk anda elektrik çarpmiscasina etkiledi, ve sonra öyle de kalmaya devam etti.. Bazilari ise ilk duyusta oldugu gibi sonralari da bir hayal kirikligi oldu.. Böyle iste.. Böyle, böyle derken, albümü hazmetmeye basladik, taslar yerine oturdu.. Bundan sonra da görüslerimin degismeyecegine inandigima göre saglikli bir yorum yapabilirim diye düsünüyorum. Belki bazen diger arkadaslarin daha önce yazdiklarinin tekrari gibi olur, benzeri olur, artik o kadari da olsun artik..

Öncelikle sarkilar hakkinda youm yapmak istiyorum. Söyle söyleyeyim: Sarki yorumlarini yaparken en az begendiklerimden baslayarak daha çok begendiklerim ilk devam etmek, ve en çok begendiklerim ile yorumlarimi bitirmek istiyorum. Yani tabiri caizse ters bir "Top 10" yapmak istiyorum.. Yorumlarin, eserin müziginin, sözlerinin ve düzenlemesinin olusturdugu bütüne göre yapilmistir. Ben bir müzik uzmani degilim.. Nota bilmem, müzigin teknik yönlerini de ancak bir yere kadar konusurum, ve o da gerçekten ancak bir yere kadar.. Ben bir dinleyiciyim, ve bir dinleyici kulagindan yola çikarak kendi çapimda yorumlarimi yapmak istiyorum.. Yorumlarim sanirim uzun olacak, ama ancak öyle içimi dökebildim. E hadi "besmeleyle baslayayim" o zaman..


---


Ve maalesef "Besmeleyle basla" ile de basliyorum. Bu sarki resmen bir hayal kirikligi oldu benim için.. Bu sarki ve üç dört baska sarki hakkinda az çok birseyler duymustuk.. Ilk dönemler "Besmele" diye anilan bu sarki sadece ismiyle sahsen bende büyük beklentiler yaratmisti.. Bir arkadasin dedigi gibi, isimde insan dogal olarak bir agirlik seziyor, ve dolayisiyla eserden de ayni derecede agir ve kaliteli bir seyler bekliyor.. "Besmeleyle basla" imis bu eserin ismi, ama beklentilerimin tam zitti bir parçaymis megerse.. Öncelikle müzikten baslayalim:

Hepimizin de ilk dinleyiste farkettigi gibi, bu eser müzigiyle "Sev Gönlünce Yasa" adli eserin tam bir benzeridir.. Artik buna "amcaoglu" mu deriz, "dayioglu" mu deriz, bilemem.. Ama benzerligi farkedemeyen yoktur herhalde..

Arkadas, bir sarki bir sarkiya benzeyebilir.. Mesela Deryada bir Salim Yok ile Aci Gözyaslarim birbirlerine bayagi bir benzerler.. Sevenler Mesut Olmaz ile Ben Eski Halimle Daha Mesuttum, Bir Teselli Ver ile Sev Dedi Gözlerim hakeza.. Vesaire, vesaire.. Bu sarkilar birbirlerine oldukça benzerler, baska örnekler de saymak mümkündür.. Bu tarz örnekler disinda yapi olarak birbirini andiran, belki bir kaç "notaya" da ortak olan sarkilar da bolca mevcuttur.. Bkz. Hatasiz Kul Olmaz ile Idam Mahkumu, Yarabbim ile Al Senin Olsun.. Yani diyecegim; Bunlar normal seylerdir.. Her üreten kisinin ürettigi seyler öyle veya böyle birbirine benzeyebilir.. Bu sadece müzikte olan birsey degildir tabii ki.. Ama vurgulanmasi gereken nokta sudur: Bir sarki digerini benzer, sen de bunu ilk dinleyislerde farkedersin. Ama önemli olan, bir süre sonra eskisine benzettigin yeni eserin dinleyince eskisini unutturmasidir. Sen bir sarkiyi dinliyorsan dinledigin sarkinin ruhuna kapilacaksin, baska da birsey yapmayacaksin.. Ben mesela bir Idam Mahkumu´nu dinlerken Hatasil Kul Olmaz demiyorum hani.. Ilk dinleyislerde söz kismi girmeden "noluyoruz yahu, Hatasiz Kul Olmaz diyecek galiba" dedigim oluyordu, ama artik sarkinin yeri zihnime oturdu.. Neden? Çünkü sarki kendisine göre bir kaliteye sahip, kendisine göre bir klas... Bir ruha sahip.. Yine ayni biçmde, ben bir Aci Gözyaslarim´i dinleyince "Deryada Bir Salim Yok" demiyorum..! Dedigim gibi, önemli olan, insanin, dinledigi sarkinin ruhuna kendisini kaptirmasidir.. O sarkinin o kapasitede olmasidir, kendisine göre bir kaliteye sahip olmasidir, sadece ucuz bir kopya olmamasindadir.. Ne yazik ki Besmeleyle Basla da bana göre Sev Gönlünce Yasa´nin ucuz bir versiyonu olmaktan öte olamamistir.. Genleriyle oynanmis, ama ortaya bozuk birsey çikmis..

Benzerlikler hepimizin de farkettigi gibi: Müzigin girisindeki org kismindan sonra gelen kanun kismi.. Bu sadece bir benzerlik, bunda birsey yok.. Ama sonra nakarat kismina geliyoruz, buranin ilk kismi, Sev Gönlünce Yasa´nin sözlerinin giristeki melodisinin tipatip aynisi.. Bunun disinda ara nagmenin ilk kismi da Sev Gönlünce yasa adli eserin bazi nagmeleriyle ile benzerlik tasiyor.. Dedigim gibi, benzerlik olabilir.. Ama sarki bu benzerligi unutturmak için hiçbirsey yapmiyor neredeyse.. Bir kere sarki kendisine has bir ruhu kazandiracak orjinal melodik geçislere sahip degil.. Sev Gönlünce Yasa´ya benzer nagmeler disindaki geçisler müthis derecede basit.. Giristeki org kismi ve sözlerin okundugu kisimdaki müzigin büyük bir bölümü iki tane nota arasinda dönüp dolasiyor.. Onun disinda da bahsini ettigimiz gibi nakarat bölümünde Sev Gönlünce Yasa´dan alinti yapiliyor.. Orjinal birsey yok.. Hani biraz benzerlik olur, ama sen de bunun üzerine yeni seyler katarsin, yukarida saydigim sarkilarda oldugu gibi, ama burada bu kesinlikle yok.. Müzikte tek olumlu nokta müzigin aranagmesidir.. Gerçi bu bölümün büyük bir kisminda da Sev Gönlünce Yasa´ya bir "gönderme" yapilir, ama sazdan sonraki bölümlerde bir sekilde benzerlik unutturuluyor ve insan bir an "yeni birsey"dinlediginin farkina variyor.. Bu kisim gerçekten güzel.. Benzer olmaktan da çikiyor, güzel bir hava kazandiriyor gerisi pek de hos olmayan sarkiya..

Lafin özü ve kisasi. Genel olarak baktigimzda, bazi olumlu noktalar disinda müzikten bekledigimi kesinlikle almadim, alamadim, alamam.. Sev Gönlünce Yasa diye bir sarki olmasaydi bile, bu sarkinin büyük bir bölümünü olusturan o iki notali kisim bile bu sarkiyi elestirmemizi hakli çikartmaya yeterlidir.. Gencebay iki nota ile yetinecek bir müzik adami degildir.

Müzik ile baglantili olarak gelelim simdi bu eserin düzenlemesine... Müzik ne kadar basit idiyse, düzenleme de, bazi noktalar hariç, bir o kadar basit ve ucuz olmus.. Neymis ucuz olan? Mesela bastaki o anlamsiz org.. Baska bir çalgi yok muydu, akustik herhangi baska bir alet yok muydu be Orhan hoca? Böyle basit bir girisi en son düzenleyecek kisi sen olurdun, bu da nesi..?? Bunu geçtik, böyle hareketli bir parçanin girisinde en azindan orgun arkasinda "bangir bangir" çalan baska aletler de beklerdi insan, dinledigi kisi Orhan Gencebay olunca.. Ama bu da yok.. Ayriyetten albümün diger parçalarinda bana göre övgüye vesile olan elektronik davul burada sanki siritmis gibi.. Fazla bir "bilgisayardanim" diye bagiriyor gibi.. Burada davul kalitesine diger sarkilarda oldugu kadar özen gösterilmemis sanki.. Iyi bir müzik setinde fazla dikkat çekmiyor, ama yine de kayda deger bir ayrinti bu..
Ara nagmedeki düzenleme sahane yalniz. Yigidi öldür, ama hakkini yeme.. Önce saz giriyor ve o country havasini en yerinde biçimde yansitiyor, ardindan kemanlar Gencebay´a has ve yakisir biçimde konusuyor.. Sonra zurna giriyor ve sarkiya bir hint havasi katiyor.. Zurna gerçekten harika bir seçim olmus, ve çalinisi da ayri bir güzel.. Ara nagme gerçekten güzel.. Ne yaziktir ki, yine diyorum, sarkinin bütünlügüne bu güzellik yansiyamamis..

Sarkida kusursuz tek nokta sözler olmali sanirim.. Sade duran, ama anlamli, bos olmayan sözler.. Hayata olumlu bakmaya, yüzlerde bir tebessüme vesile olan, ümit veren bir mesaj içeriyor sözler.. Ümide, umutsuzluga kapilmamaya tesvik ediyor insani güzel ve samimi sözleriyle.. Gencebay´in çogu sözlerinde oldugu gibi sevgiliye bir hitap veya sevgili hakkinda görüs/durus olmaktan ziyade insanin hayata bakis açisinin nasil olmasi gerektigini anlatiyor sözler. Güzel sözler, ne yazik ki müzik ve düzenlemesi sözlere layik olamamis..

Sözü, müzigi ve düzenlemesinin olusturdugu bütüne bakarsak, "vasatin vasati" bir parça olarak degerlendiriyorum Besmeleyle Basla´yi.. "Kötü"ye oldukça yakin bir parça, ki Gencebay´in "kötü" diye tabir edebilecegimiz parçalarinin sayisi çok azdir.. Ufak bir liste olusturur bu sarkilar.. Bu listede de Selma, Sen Sev Beni, Ayse, Çakmak Çakmak Gözler, Çok Görme bana gibi ve benzeri bir kaç sarki yer alir.. Bu sarkilari hayatimda bir kaç kez dinlemisimdir, sonra da her rastladigimda atlamisimdir.. Bunlar tabiiki benim görüsüm.. Ben begenmem, ama Ali veya Veli begenir.. Ama en azindan bana göre kötü diyebilecegim parçalardir bunlar.. "Besmeleyle Basla" benim için onlar kadar dinlenilmez bir eser olmasa da bu listeye yakindir.. Sözlerde ki güzellik ve müzikte bazi olumlu yanlar olmasaydi zaten dünden o listeye dahil olmus olurdu..

Bitirmeden söyle de bir not geçmek istiyorum bu sarkiya. Özellikle ritmik ve melodik yapisi itibariyle "pop" diyebilecegimiz bir eser. Simdi bu çalisma örnegin bir Nazan Öncel, veya Kenan Dogulu etiketi tasisaydi, tam "gençlik" bir klip de yapilsaydi simdi buna, görün siz o zaman bu sarkinin nasil da bir hit oldugunu.. Bizim piyasamiz böyle bir piyasa iste.. Günümüz müzik dinleyicilerin gözde görünür olan kismi, nasil bir partinin sempatizani o partiyi, partisi kötü is de yapsa, bir futbol takimini desteklercersine destekliyorsa, müzik dinleyicilerimiz de çikan sarki oldukça basit de olsa etiketi bazi malum sarkicilarina ait olduktan sonra gözü kapali kabul ediyor... Hatta bununla kalmiyor, günümüzde malum sarkilar hit olabiliyor..

Kisacasi Besmeleyle Basla bu albümün en büyük hatasi ve kusuru olmus.


--


Bundan sonra geliyoruz albümün çikis parçasi olarak belirlenen esere, Gencebay´in karisina ithaf ettigi, daha dogrusu ona yazdigi "Bugün Senin Dogum Günün" adli esere.. Bu da benim açimdan bir hayal kirikligi oldu dogrusu.. Albüm çikmadan aylar öncesinde özellikle bu parçanin namini duymustuk, güzel diyenler olmustu, biz de beklentilere kapilmistik yine herzamanki gibi.. Sonra o talihsiz olay oldu, ve Gencebay´in yeni albümündeki sarkilarinin kayitlarinin bulundugu bilgisayarlar çalindi.. O olayin televizyondaki haberinde birazcik olsun arkadan duyabilmistik bu parçayi.. Ne orada kulaga hitap etmisti, ne de Popstar´da dinledigimde.. Aslinda sonra biraz isinir gibi oldum, ama olmadi.. "Taslar yerine oturunca" bu sarkiya pek isinamayacagimi anladim..

Sarkiyi önemli kilan, Gencebay tarafindan çikis parçaci olarak belirlenen nokta muhakkak ki sarkinin sözleri olmustur.. Eserin bu yani da zaten açik ara en güzel tarafi..; Çift arasinda bir tatsizlik yasanmis, ama erkek tarafi, haniminin dogum günü olmasi hasebiyle yumusuyor ve bunu çok güzel bir dil ile kagit kalem yardimiyla yansitiyor.. Sözlerin can alici noktasi son iki kitada geliyor. Özellikle "... Sen dogdugun günden beri/benim için hep özelsin." sözleri tam Gencebay vari, güçlü sözler.. Ve ardindan son kita basli basina bir "Gencebay-anlayisi/hosgörüsü" örnegi... "Kaç yil kaldi yasanacak/dogum günün kutlanacak/deger mi kalp kirilacak/ben seni hic kiramam ki". Gerçekten samimiyeti hissettiren sözler..

Sevgiliye hitap.. Ama siradan bir hitap degil.. Özel bir neden var.. Siradan bir dogum günü de degil.. Neseli baslamamis bir kere.. Ya da günün gidisatinda tatsiz bir olay yasanmis, sonuç da bu siir olmus.. Eserdeki pismanligi, sevgiyi, duyguyu hissetmemek mümkün degil..

Simdi geliyoruz bu güzelim siirin müzik ile birlesimine.. Müzik aslinda fena degil. Dikkatimizi çeken konu sarkida bazi nagmelerin Severek Ayrilalim, belki birazcik Bir Teselli Ver, ve bir hayli de Küçüksün Yavrum´u andirmasina.. Bunlara söz kisimlarinda ara ara rastlayabiliriz.. Bunlarin disinda sözler kismindaki melodi kendine has, orjinal.. Bunu özellikle sarkinin nakarat bölümü/ana temasinda (sarkinin girisindeki melodi) duyabiliriz.. Aranagmedeki melodi ise Küçüksün Yavrum sarkisinin "Sanma ki yanlis dogdun/bosa geldin su dunyaya..." diye devam eden söz kismindaki müzigin neredeyse aynisi.. Bir kaç nota farki olabilir, ama yoksa ayni duruyor..

Dedigim gibi müzik fena degil, bana bir Besmeleyle Basla´da oldugu gibi diger benzer sarkilarini da hatirlatmiyor.. Bu sarkiyi dinlerken gerçekten bu sarkiyi dinliyor oluyorum. Ama sorun bana göre surada: Bu sarkinin ana temasi, yani giristeki melodik kisim sarkiyi tasiyacak kadar agir degil.. Yani diger birçok sarkilarda oldugu gibi kulaga takinti olacak agirliga sahip degil.. Ayni melodi nakarat bölümünde de var, hepimizin bildigi gibi.. Bence nakarat bölümü bu melodi ile geçistirilmemeliydi.. Kulaga daha fazla hitap edecek, sarkiyi o melodi ile özdeslestirecek bir melodi üretilebilirdi diye düsünüyorum.. Böylesi müzik biraz sönük olmus dolayisiyla.. Daha iyi olabilirdi..

Neyse, ne övebilecegim ne de fazla elestirebilecegim bir müzigi bir yana birakip, müzigin düzenlemesine gelirsek, benim bu müzige bakisim açisindan en büyük hayal kirikligina geliriz.. Bir kere düzenleme çok basit. Burada "sade" ile "basit" sözcüklerinini birbirinden ayiriyorum.. Bir sarkinin düzenlemesi gayet sade, ama bir o kadar da insana tabiri caizse sah damarindan girecek kadar etklili olabilir.. Mesela Ümit Sarkisi´nin Bir Teselli Ver filimindeki versiyonu çok sadedir, ön plana çikan bir keman vardir, bir de Gencebay´in döktürdügü elektro baglama.. Ama o iki çalginin birbiriyle birlesmesiyle ortaya essiz bir duygu çikar.. Benim en sevdigim Gencebay düzenlemeleri arasindadir.. O sarkida o ruh o düzenlemeye borçludur.. Ama lafimiz suraya da geliyor: Bir düzenleme sade olacak diye de çok güzel olacak diye birsey yok.. Bu bir uyum ve bazen de tutturma isidir..

Bugün Senin Dogum Günün parçasinin düzenlemesi ise basit olmus. Parçada klarnet ön planda.. Giriste kullanilan alet büyük çapta o.. Arada Gencebay´in divanesi de katilmis, ama ona sonra deginiriz..
Klarnet benim pek sevdigim bir çalgi degildir.. Bana göre her tarza uyan bir çalgi da degildir.. Ne varki su son yillarda bir kaç klarnetçinin ön plana çikmasiyla her yerde klarnet seslerini duyar olduk.. Hiç sevmedigimden degil, sadece kullanilmasi gereken belli yerler olduguna inaniyorum.. Mesela bazi sanat müzigi eserlerinde enfes bir katki yapar klarnet.. Ama günümüzde pop müziginden al da nereye bakarsan bak klarnet var.. Bu egilime Gencebay´da süphesiz ki ayak uydurmus ve uydurmakta.. Söyle söyleyeyim: Geriye bakiyorum da.. Gencebay belki 10-15 sarkisinda klarneti ya arka- ya da ön planda tutmustur, ben bir tane sarkisinda bile o klarnete isinamamisimdir.. O klarnet hiç bir zaman Gencebay´in sarkilarina yakismamistir.. Bir "Yakilacak Yara" veya "Seven Affeder" simdi örnek olarak gösterilebilir, ama ben o sarkilarda siralamasiyla bir elektro baglama/kanun veya obua/elektro baglama sololarini aklima getirince, klarnetten kat be kat daha fazla ruh katacagini inaniyorum bahsi geçen o iki sarkiya.. Ki o sarkilar klarnet kullanimi açisindan kötünün en iyileri.. En kötüleri olarak bir O Sen Miydin parçasi vardir, sarkinin ruhu saz esliginde klarnetin girisiyle tam 180 derece dönmüstür, bambaska hale bürünmmüstür.. Bir baska örnek ise Bilmesin O Felek´in yeni versiyonu olabilir.. Çok belirgin ve agir bir rolü var klarnetin bir sarki üzerinde.. Bir çok seyi yönlendirebiliyor ve degistirebiliyor.. Lafin kisasi: Gencebay ile klarnet uymuyor arkadas.. Simdiye kadar bana göre uymadi.. Belki zevk ve renk meselesidir bu da, ama ben begenemedim.. Olmadi, olmuyor..

Giristeki klarnetin yerine daha bangir bangir bir düzenlemeyi düsününce, bu sarki benim zihnimde daha iyi yerlere sahip olabilirdi kesinlikle.. Süphesiz ki klarnet romantik bir hava katmak için devreye gir(diril)mis.. Ama romantik hava ille klarnet ile yakalanacak degil.. Bir buzuki mesela harika bir seçim olurdu.. Harika bir sesi vardir buzukinin.. Romantizm ariyorsan bence ilk çalgilardan birisi bu olmalidir.. Hele Gencebay´in kullanimiyla.. Ne var ki bu alet bu albümde yerini alamamis, Yürekten Olsun albümünde oldugu gibi.. Bu "buzuki" konusuna daha sonra daha genis biçimde deginiriz.

Klarnet hatasi bir tarafa, klarnetin büyük rolü dolayisiyla kemanlara çok fazla is de düsmemis.. Olayi divane tamamliyor.. Söyle söyeleyeyim: Burada arkadaslar bu sarkida kullanilan telli aletin divane oldugunu söylemeselerdi, ben de bugün belkide hala bu aletin divane oldugunu bilmiyor olurdum.. Rolü gibi sesi de ikinci planda kalmis divanenin.. Hangi çalgi oldugu belli olmuyor.. Oysa ki benim duydugum kadariyla divanenin kuru, dolgun ve doyurucu bir sesi vardi.. Yapisi da itibariyle saz ile ud´un karisimi essiz birsey.. En azindan Gencebay´dan Yavuz abimizin aldigi kayitta çaldigi divaneden aldigim izlenim buydu.. Bu durum bu sarkida belirgin olamamis.. Zaten böyle romantik bir havaya sahip olan sarkida divane kullanimi da ne kadar dogrudur, orasi da tartisilir.. Ben bu çalgiyi bu albümde bir çok baska sarkida duymak isterdim açikçasi.. Neyse.. Ama kesinlikle divanenin bu sarkinin düzenlemesine ve ruhuna katkisi tek tük arti puanlardan en büyügüdür diye düsünüyorum.. Arada ki o geçisler tam bir Gencebay klasigi.. Sarkinin ortalamasini kesinlikle yukariya firlatan ender unsurlardan... Bu vesileyle Yavuz abimize müzige kazandirdigi bu çalgidan dolayi tesekkür ederiz.. Ama divane olayini böyle bitiremem, sonra yine deginiriz bu konuya..

Bu sarkiya ek olarak da sunu demeliyim ki, Gencebay´in albümde okudugu en duygulu iki parçadan birisi bu.. Sözler zaten "neden" bunun böyle oldugunu gayet iyi anlatiyor.. Arada sirada ses biraz çatlak veriyor gibi olsa da yorumdaki duygu bu kusurlari unutturuyor.. Ses konusuna genel anlamda sonra deginiriz, bunu burada fazla açmaya gerek yok..

Sarkiya söyle herseyiyle bir bütün olarak bakacak olursak, vasatin ötesine gidemeyen bir parça olmus.. Daha Gencebay vari bir düzenlemeyle vasatin sinirlarini olumlu yönden zorlayabilirdi, ama malum.. Albümdeki ikinci hayal kirikligim.


---


Bu iki sarkidan sonra bir sinif atliyoruz ve daha olumlu bir kategoriye ayagimizi basmis oluyoruz.. Bana göre kötü sarki vardir, vasati vardir, güzeli vardir, çok iyi/harika sarki vardir.. Çok iyi ile harika arasindaki fark çok ince, çok özel bir ayrinti da olabilir, onun için bu iki kavrami birbirinden tam olarak ayirmak zor benim için..

Neyse. Begenmediklerim olarak yukaridaki iki sarkidan bahsettik, simdi ise geçiyoruz bende daha olumlu bir izlenim birakan "Mübarek" sarkisina.
Öncelikle müziginden baslayalim; Gencebay açisindan bazi nagmeleriyle siradisi bir parça. Bu nagmeleriyle bir arkadasimizin da belirttigi gibi sanki bir "Güneydogu Anadolu türkümsü" bir hava veren, ama diger nagmeleriyle sarkinin bir Gencebay eseri oldugunu insana "dank" diye hatirlatan bir müzik.. Notalariyla "inen ve çikan" bir melodi.. Evet, Gencebay açisindan yer yer siradisi melodilere sahit oluyoruz, ama "müzik bankamiz" göz önüne alindiginda, bahsettigimiz o - Gencebay açisindan - siradisi melodileriyle siradisi bir sarki degil.. Ama Gencebay etkisi kesinlikle hissedilir biçimde. Bu yüzdendirki bu da kulaklari oksayan, mirildanmaya direktmen neden olan bir sarki oluverdi bende.. Dinlenilesi, yormayan, güzel bir melodi.

Bu melodinin söz ile birlesimi de ideal biçimde. Mübarek sözcügü anladigimiz kadariyla burada "ask" kavrami ile bir tutulmus, söz sahibi kisi de bu benzetmeyi kullanarak askin nasil "hatir bilmeksizin" kendisi üzerine çöktügünü belirtir, ayrica da sözleriyle bu konuda sevdiginden bir karsilik görmedigini dolayli da olsa belirtir; "Halimi dostlara bir sor istersen/bence hiç sorma gel gör istersen/ben sana yangin, ben sana vurgun/ask ne mübarek sey, sev gör istersen", diyerek sevdigini aska çagiriyor sözlerin sahibi.. Güzel ve dolu sözler.

Müzigin söz ile güzel birlesimi düzenlemeye de yansiyarak ortaya güzel bir çalisma birakiyor. Albümde bazi çalismalara nazaran daha dolu ve Gencebay´a has, doyurucu bir düzenleme ile karsi karsiyayiz. Kemanlar, mey, ney, arka planda ki saz ve diger çalgilar vs. birbirini güzel tamamliyor, ortaya tatmin edici bir düzenleme çikiyor. Insan doyuyor yani..

Sonuçta çiti piti, güzel bir sarki. Kisa bir sarki ayni zamanda. Bir baglama introsu, veya/ve bir aranagme yakisirdi bu sarkiya. Sarkiyi kesinlikle daha yüksek bir mertebeye tasiyabilirdi. Ama bu haliyle de, dedigim gibi "çiti piti", fakat çok özel de degil...

Bu sarkida Gencebay´in sesine de ayri bir parantez açmak isterim: Albümde okudugu en duygulu 2-3 eserden bir tanesi bu olmali. Özellikle yüksek notalara çiktiginda (örnegin sözlerin baslangicindaki kisim) bu duyguyu sezmemek imkansiz.. Insani bir daha düsündüren, dikkat çeken bir duygu yogunlugu var seste..


---


Bundan sonraki iki sarkiyi birbirinden pek ayiramadim dogrusu. Yani hiç birine "bu bir ötekinden bana daha etkileyici" diyemedim, diyemiyorum, sanirim da diyemeyecegim. Bahsini edecegim bu iki sarkinin bende biraktigi etkideki tek fark sarkilarin yapilari itibariyle verdigi duygulardadir.. Nese, hüzün gibi.. Yoksa bir not versem bu sarkilara, ikisi de ayni nottan ibaret olur.. Bahsini edecegim bu iki sarki için ortak olan sey su, o da hiç birinden ilk dinledigim vakit bir elektrik alamamisimdir. Dolayisiyla bu sarkilarda - "Günesimsin" hariç - diger sarkilarda oldugundan da çok bir "isinma asamasindan" geçmisimdir..

Ilk olarak albümün adini tasiyan "Yargisiz Infaz" ile baslamak istiyorum.
Ilk olarak sunu demeliyim ki, dikkat çekici bir isim ve albüme adini vererek albümün de dikkat çekici bir adi olmus. Madem bunu dedik, o halde sözler ile baslayalim. Gencebay bir röportajinda sarkinin sözlerinin "bugünü kolay tükenilen asklarini anlattigini" söylemisti. Medyayi birazcik olsun takip edenimiz bunun ne anlama geldigini muhakkak ki biliyordur. Zaten medyada, magazin dünyasinda olmasa, sanirim normal hayata da bulasmaya baslamis bir hastalik olsa gerek bu durum. Yani hiç olmazsa buradan farkina variriz bu... "olgunun" diyelim.
Gencebay sözleri ile kendisini terkedilmis, birakilmis, cani yanan bir birey yerine koyuyor. Karsisinda ise - Gencebay´in sözlerinden anladigimiz kadariyla - bir neden açiklamaksizin iliskiye noktasini koymus (eski) sevgili. "Ya benden biktin, ya bir hata yaptin/ya bir iftiranin çamuruna battin" diyor sözlerin sahibi.. Cevabi ögrenmiyoruz, daha dogrusu bir cevap almiyoruz, ama sevgilinin acimasizligini söz sahibi agliyorken ve ortada açiklanmis bir neden yokken biraktigini ögrenerek anliyoruz.. En azindan söz sahibi tarafindan bakarsak olaya, durum böyle.. Gerçekten de böyle çürük iliskilere (aslinda bunlara iliski demek de abes kaçiyor) gerek yurt içi, gerek yurtdisi olsun rastlamak mümkün.. Gerçi Bati dünyasinda bunlar normal seyler, adamlarin kültürü bu, çorap degistirir gibi sevgili degistirmek, ama bizim gibi kültürü, örfü, adeti belli olan bir ülkede böyle seylere git gide daha sIk rastlamak üzücü.. Bati özentisi bizi nerelere götürüyor..

Güzel sözler.. Gencebay´in daima yasadigi dönemi önemsedigi, bunlari degerlendirmeye aldigi, buna göre de duygularini ifade ettiginin güzel bir göstergesi daha.. Albümde yazilmis en güzel sözlerden biri..

Bu sözlerin müzik ile birlesimi de yine yerinde oluyor. Sözlerdeki duygu uygun bir melodik yapiyla bütünlesiyor, ve sözlerdeki etkinin alti bir nevi çiziliyor.. Sarkinin müzigi gerçekten kulaga hos, duygu dolu bir melodi. Sözlerdeki o aci, sitem, hatta isyan melodi ile fazlasiyla yansitiliyor. Yalniz bu sarkiya da, albümde bazi parçalarda da oldugu gibi, bir aranagme gerçekten yakisirdi diye düsünüyorum. Zaten albümün adini tasiyan sarki olarak belirlenmis. O halde söyle en azindan bir 5 dakikalik bir parça olmaliydi o zaman.. Sonuçta Gencebay´dan bahsediyoruz, bir baskasindan degil, degil mi..? Kesinlikle bir aranagmeye elverisli bir parçaydi bu.. Gerçi o zaman da "hangi parça aranagmeye elverisli degil ki?" denebilir, ama yine de söyle birsey varki, bazi parçalar bence melodik yapilari itibariyle sahip olduklari potansiyele göre "aranagme elverisliligi" açisindan bazi diger parçalardan üstün olabilirler. En azindan söyle demeliyim ki, albümün adini tasiyan parçaya böylesi yakisirdi. Ama sarki bu eksikten pek fazla birsey kaybetmis de degil.. Melodi Gencebay tadinda çünkü.

Yalniz is sadece müzik ile bitmiyor. Basar (topraktan bir can) önceki yorumlarinda çok güzel bir benzetme yapmisti. Bir sarkinin özünü bir insana, düzenlemesini ise giydigi kiyafete vs. benzetmisti. Bu çalismaya bakarsak, bu güzel insan gayet güzel bir takim elbisesine bürünmüs, ama sanki saç bas daginik, kiravat eksik, veyahut gömlegin yakalari uyumsuz falan gibi yani. Tam tatmin edici bir düzenlemeye sahip oldugunu söyleyemem sarkinin. Öncelikle sarkida ud´un olmasi sevindirici. En çok sevdigim çalgilardandir ud. Yalniz giriste gitmemis bana göre. Müzik terminolojisi açisindan tatmin edici bir bilgiye sahip olmadigimdan derdimi dile dökmekte belki biraz zorlanacagim, ama giriste o ud, arkada çalam kemanlar ve basilan bass bana çok basit geldi.. Arkadaslarimiz "dizi müzigine" benzetmisti, bunun aynisini çevremde bazi insanlar da dedi. Daha Gencebay vari, bangir bangir bir giris yakisirdi introya.. Bir de söyle birsey var, introda ud ve arkada basilan bass sarkinin gidisati ile de uyusmuyor gibi.. Yani dogrusu sarkinin intro-sonrasi bölümüyle notalar uyusmuyor gibi.. Baska bir tondan beklerken, sarkiya malum, daha üst bir tondan girildi.. Yani girise bakarsak, insan sarkinin sonraki halinin oldugundan baska bir makam üzerinden gidecegini bekliyor.. En azindan o intro bende öyle bir etki yaratti diyebilirim.. Bilmem anlatabildim mi, galiba anlatamadim.. Bilmiyorum. Bu, gömlegin yakalarinin uyumsuz olmasiydi. Simdi geliyoruz saçlarin daginik olmasina..
Bu da klarnet ile açiklanabilir ancak. Bugün Senin Dogum Günün´de de oldugu gibi, burada da klarnet sarkiya hakettiginden çok daha basit bir hava vermis. Önceden de dedigim gibi, klarnetin bir sarkinin ruhuna olan olumlu veya olumsuz etkisi her zaman için çok güçlü oluyor, çünkü fazlasiyla çok ayirtkan bir sese sahip klarnet. Bu baglantida klarnetin sarkiya kattigi hakkinda pek olumlu konusamayacgim. Klarnetin yaptigi o geçisler, Gencebay´in süsleyerek ve "dogaçlama vari" dolandigi bir elektro baglama geçisi ile olsaydi, sarkinin ruhuna olan katkiyi siz o zaman düsünün.. Ya da elektro baglama olmasa buzuki olabilirdi, hiç olmasa kemanlar ile de çok iyi biçimde yapilabilirdi o geçisler.. Klarnet olsa olsa en son seçimim olurdu bana göre..

Bunlar düzenlemedeki - bence - olumsuz noktalar. Ama bunlar - saydigimiz noktalar disinda - gayet güzel olan bir düzenlemeyi daha da fazla gölgeleyecek degil. Bu sarkida düzenlemenin güzel tarafini özellikle albümün baska hiç bir sarkisinda olmadigindan çok daha saglam bir bass/davul alt yapisi olusturuyor.. Hele o davullarin derinden vurmasi sanki sarkinin duygusuna bir daha önem katar gibi.. Gerçekten doyurucu bir alt yapi var, özellikle bu sarkiyi her dinleyisimde müzik setinin sesini bir ekstra açar oluyorum.. Bunun disinda ud (giristeki bölüm hariç) mükemmel.. Özlemisiz bu aleti yahu.. Gerek ön planda oldugu zamanlar, gerekse de arka planda müzige destek verdigi zamanlar insana bir ayri zevk veriyor.. Keman kullanimi hakeza doyurucu.. Özellikle sözlerin baslangicinda, yani "Unutmadim seni, unutamiyorum" ve "Ya benden biktin, ya bir hata yaptin" diye kalinlastirdigim bölümlerde davul ile dengi dengine çalinan kemanlar hos bir ayrinti.. Bunun disinda arkada dolanan ve duyulan akustik gitar ve piyano da düzenlemenin doyuruculugunda önemli bir katki saglamis.. Kisasi, bir kaç nokta disinda gerçekten güzel bir düzenleme. O saydigimiz noktalar yerine daha ideal, daha Gencebay vari seçimler yapilsaydi, harika olurdu..

Herseyiyle ele aldigimiz zaman gayet güzel bir çalisma olmus. Daha güzel olabilirdi, müzikal ve düzenlemsi açisindan, bunlardan bahsettik, ama bu haliyle gerçekten güzel bir çalisma. Albümün adini almayi kesinlikle hakeden bir parça. Bugün Senin Dogum Günün´den bir klip çalismasina çok daha fazla layik olan bir parça ayni zamanda..


---


Bahsini ettigim iki sarkidan ikincisi ise "Gülünce daha güzel" adli eser. Bu eser ritmik ve melodik yapisi itibariyle Gencebay´in ikinci çikis parçasi olarak belirlenmis olmali ki, Popstar´da iki hafta üst üstüne Bugün Senin Dogum Günün ve bu parçaya yer verdi. Zaten belli ki piyasanin su an ki durumu da baz alinarak olusturulmus bir eser. Yani günümüzün "pop müzigi" ile akrabagligi olan bir eserden bahsediyoruz. Kulaga her haliyle hos, eger üzerine gidilse, mesela bir klip ile, halkin diline takinti olabilme potansiyelini fazlasiyla sahip olan bir eser ayrica. Madem ritmik- ve müzikal yapiyi ele alarak basladik yazimisa, eserin müzigi konusunu birazcik daha açalim o zaman..
Müzik yapisi itibariyle dönemimiz müzik piyasasina, albümdeki diger sarkilara oranla, daha fazla hitap ediyor olabilir bu sarki. Ama bu nokta olumsuz olacak diye birsey yok. Eserde kalite varsa diyecek çok fazla birseyimiz de olmamali. Bana göre melodik yapisi itibariyle Orhan Gencebay´in en basarili nese veren hareketli parçalarindan birisidir bu. "Nese veren" cümlesinin üzerine ekstra bastim, çünkü bir sarki hareketli diye neseli olacak diye birsey yok. Bkz. Orhan Gencebay´in hepimizin bildigi gibi birçok hareketli, ama melodisi ve sözleriyle daha bir "ciddi duran" sarkilari vardir.. Sarkinin melodisi tam Gencebay tadinda. Birazcik 80´ler havasi veriyor, ama yazimin basinda belirttigim gibi, dönemimiz müzik piyasasina da hitap ettigi için, 2000´li yillar Gencebay´ini sergiliyor ayni zamanda bu eser... Bu özellikle nakarat kisminda belli oluyor bence.. Gencebay´da daha önce rastlamadigimiz bir tarz nakarat.. Gerçi bu cümle de basli basina tuhaf oldu, her sarkinin kendine has bir nakarati vardir elbette, ama bu sarkida olay biraz farkli.. Yani sanki bu sarkida Gencebay günümüzün pop müzigini de aklinda tutarak, o tarza uygun biçimde bir nakarat olusturmus.. "Pop" bir nakarat olmus yani.. Bilmem, anlatabildim mi? Kötü mü olmus peki? Hayir, kesinlikle.. Basar´in bir yazisinda belirttigi gibi, o nakarat hos bir Yunan/Akdeniz müzigi havasi veriyor.. Gencebay açisindan marjinal bir nakarat diyelim.. Bütünüyle bayagi güzel, kipir kipir bir müzik.

Sözlere gelince, basta belirttigimiz gibi, nese saçan bir hava seziyoruz.. Bunu belki biraz da Gencebay´in bu sarkiyi söyleyis tarzina borçluyuz. Sözler sarkinin melodik yapisina uygun biçimde, burada da sevgiliye bir hitap ile karsi karsiyayiz.. Müzik kisminda oldugu gibi burada da Gencebay´dan pek alisik olmadigimiz ayrintilara rastliyoruz.. Gencebay´in sevdigine "...benim gibi bir sevgiliyi sanma bulursun" demesi gibi. Bu çikisa benzer çikislar daha öncesi yapmis olabilir Gencebay, pek sIk olmasa da.. Yani sevgiliye hosgörü göstermekten, sevgiliye karsi daha olgun bir durus almaktan ziyade kafa tutmasi gibi.. Bu albümde iki sarkida birden bu tarz üsluba rastladigimiz için (ikincisi "Yenecegim Kendimi"´de), bu durum göze kuskusuzki çarpiyor. Sözlere sadece söz ve anlam olarak bakacaksak, sevgilisine bayagi bir vurgun olan bir insandan bahsediyoruz. Öyle ki, sözlerin sahibi sevgilisinin her haline "delice tutkun", öyle ki, sevgilisine dokunamamak kendisini mahvedecek nitelikte.. Öyle ki, sevgilisini baska hiçkimsenin sevemeyecegi kadar sevmekte.. "Ideal ask" bu mu acaba..?

Sözlere daha genis bir çerçeveden bakacak olursak, bence bu sözler de yapisi itibariyle müzigin bazi noktalari ile güzel uyusuyor.. Söyleki bence "Yenecegim Kendimi" de oldugundan ziyade bu sarkida sözleri ile de bir popülist hava var gibi.. Piyasa bu laflari duymayi seviyor hani: "...benim gibi bir sevgiliyi sanma bulursun/benim gibi seveni çok zor bulursun", bunun bir üst derecesine ait "Allah belani versin" cümlesi olur herhalde.. Yani, bazi sözleri ile de (bütün sözleri kastetmis degilim) piyasaya yönelik bir parça ayni zamanda. Uzun lafin kisasi bu.. Ama sadece söz ve anlam olarak bakarsak, sade ve gayet iyi yazilmis sözler.. Ama bir özelligi de yok..

Sarkinin düzenlemesi abümün tatmin edici düzenlemelerinden. Klarnet frenine ragmen.. Gerçi üç sarkida kullanilmis bu alet, ve kötünün iyisi olarak en iyi burada kullanilmis diye düsünüyorum. Ama bir arkadasin belirttigi gibi bir trompet veyahut daha canli ve kipir kipir bir sese sahip bir çalgi kullanilsaydi burada, hiç yoksa bilgisayar üretimi kaliteli bir tarz ses, bundan daha iyi olurdu bence.. Sarkinin hareketliligini 100% yansittirmiyor klarnet bence..
Introdaki kamenlar ve gitar çok hos. Ardindan sarkida kanun çok dogru bir seçim. Keman kullanimi yine "klasik" diyebilecegimiz sekilde.. Arkada destekleyen saz ise tatli.. Özellikle sözlerin ikinci kisminin baslangicinda biraz daha belirgin olan saz güzel bir ayrinti.. ("Sana Dokunmamak çok zor..." die baslayip devam eden kisim"..) Davullar da bu sarkida bazi noktalariyla gayet doyurucu. Burada güzel ve hiç "bilgisayardanim" diye bagirmayan süslemelerden bahsediyorum özellikle.. Süslemeler disinda davullar normal ritm basarken bence çok ufak da olsa "bilgisayaramsi" bir hava vermis gibi.. Yani böyle derken, diger parçalarda davullar akustik gibi duyuluyordu demiyorum, ama diger sarkilarda davullar siritmiyordu ve özellikle bu albümün bilgisayar davullarin kullanildigi birçok diger albümlere nazaran bir özelligi olarak çok güzel bir hava katiyordu.. Ama bu sarkida Besmeleyle Basla sarkisinda oldugu kadar olmasa da davullar biraz fazla "bilgisayar" etkisi vermis gibi... Bilgisayar/akustik davul konusuna daha kapsamli biçimde deginiriz sonra..
Düzenlemeye birazcik daha eklenebilirdi, biraz daha süslenebilirdi, ama bu "eksik" hissedilir biçimde degil bana göre.. Öyle bir hisse kapilmadim daha dogrusu.. Buna göre de önemli bir "eksikten" bahsetmiyoruz..

Herseyiyle gerçekten güzel bir çalisma olmus. Bazi olumsuz gibi görünen noktalari olmussa da (örnegin "pop" konusu), bu ille sarkinin basit bir parça oldugu anlamina gelmez. Bazi yönleriyle piyasaya yönelik gibi dursa da Gencebay kalitesinde olan kipir kipir bir parça. Benim dilimde takinti oldu, çevremdeki insanlarin hakeza.. Popstar´da halk da tutmustu bu parçayi.. Neden bu güzel, nese dolu sarkiya bir klip çekilmesin..?


---


Bahsini ettigim iki sarkidan sonra derece olarak yükseliyoruz ve "Günesimsin"´e geliyoruz. Her yönüyle buram buram 1970´ler kokan bir parça. Sözlere ve melodiye bakildiginda sanirim bu konuda da tahminiz dogrudur. Gencebay her dönem ayirtkan özelliklere sahip eserler üretmistir. 1970´ler sonu 1960´lar tarzi besteye rastlayamadigimiz gibi, bir 1980´lerde de (80´lere giris olarak "Beni Biuraz Anlasaydin" albümüne denk gelen ve sonraki dönem) 1970 tarzini duymaz olmustuk.. Bu sarkinin 2000´li yillar ürünü olduguna ihtimal dahi veremiyorum. Dogrusunu tabii Gencebay´in kendisi bilir..

Sarki ile bizi 1970´lere götüren en önemli nokta müzik olduguna göre müzik ile baslayalim o zaman.
Bu sarkida bir Sen Hayatsin Ben Ömür veyahut bir Birakin da Yasayalim havasi sezmemek mümkün degil. Sarkinin yapisina bakinca 1970´lerin ilk yarisinda yapilmis bir sarki gibi duruyor. Belki Birakin Da Yasayalim eseri de bu dönemler yapilmis, ama sonra okunup yayinlanmis olabilir.. Melodik açidan çok zengin duran bir eser. Müzik kisminda, sözler kisminda olsun, melodi hep yeni geçislere yöneliyor.. Hatta o kadar ki bu sarkiyi ancak 4-5 defa dinlemek zorunda kaldim ki, ancak o zaman algilayabildim.. Büyük bir lokma, zor hazmedildi. Ufak ve güzel bir aranagmesi ise baska bir hos ayrinti.. Sarkinin nakarat kismi bir Sen Hayatsin ben Ömür´de veya Birakin da yasayalim da oldugu kadar kulaga hitap eden bir bölüm degil, ama yine güzel. Yani harika degilse, yine güzel. Melodiye artik algilamis bir kafa ile bütünüyle bakacak olursak, çok güzel bir müzik gerçekten. Dinlemeye doyum olmuyor. Burada süphesizki düzenlemenin de önemli bir katkisi var.
Düzenleme albümdeki en saglam, en doyurucu ve en güzel düzenlemelerden. Aslinda sade bir düzenleme, bak yine geliyoruz o ince ayrintiya, sade ama basit degil. Sade de olsa uyuyor.. Insanin agzinda kötü bir tad birakan bir düzenleme degil. Kemanlar birkere klasik Gencebay düzenlemelerinden tanidigimiz biçimde. Son yillar bazi sarkilarinda - bu albümde 2-3 sarkisinda da oldugu gibi - ""arabesk" vari", "kivirtan" keman tarzi degil yani. Gerçi bahsini ettigimiz o tarz da sarkisina bagli olarak yakisikli olabilir, ama her sarkiya gitmez. Bu sarkiya da kesinlikle gitmez idi, keman çaliminin malum sekilde olmasi çok önemli olmus. Gerçekten 70´ler havasini vermekte en önemli rolü oynamistir burada kemanlar.
Düzenlemede ikinci büyük nokta o muhtesem akustik saz. Sazin bu albümde daha ön planda oldugu iki sarkidan birisi Günesimsin. Gerek bazi solo geçisler, gerek kemanlar esligindeki geçisler olsun, harika bir hava yaratmis, sarkinin o güzel ruhunu olusturmakta önemli bir paya sahip. Kisacasi, düzenleme ve müzik birlesimi üst düzeyde!

Yazinin basinda belirttigim gibi, bu parça sözleriyle ve müzikleriyle "1970´lerimsi" bir eser.. Sözlere daha dikkatlice bakinca bunu iyi anliyoruz.. Aslinda bu olayi kelimelere dökmek de biraz zor.. Tarza, üsluba, sözcük seçimlerine bakmak ve anlamak yeterli.. Sözlerdeki anlama, mesaja daha teknik bir yönden bakmaya pek de gerek yok.. Sarkinin ismi dahi anlatiyor söz sahibi kisinin sarki ile ne demek isteyecegini.. Klasik bir "sevgiliye hitap".. Büyük bir ask.. Güzel anlatilmis bir sevda diyelim.

Dedigim gibi; Nakarati saydigim o iki sarkida oldugu kadar kulaga hitap eden bir yapiya sahip degil. Dolayisiyla bu sarkiya gönül rahatliligiyla "çok güzel" veya ötesi "harika" diyemem, ama çok güzele çok yakin bir eser oldugu kesinlikle bir gerçek.. Bazi ayrintilar daha baska olsaydi kesinlikle benim için daha güzel parça olabilirdi.

Gencebay´in yorumu konusuna sonra genel anlamda deginecegim demistim, deginecegim de, ama burada ek olarak sunu demek isterim: Bu albümde Gencebay´in, sesini en çok zorladigi parça bu olsa gerek. Yasina göre de gayet iyi biçimde yorumlanmis bu eser.


---


Geldik simdi albümün en dikkat çekici eseri olan "Yenecegim Kendimi´ye. Dikkat çekiciligi süper veya tersi, berbat bir sarki oldugundan degil. Bundan ziyade Gencebay´in üstüne basa basa "Bir rock/anadolurock eseri yaptim Yenecegeim Kendimi diye" diyerekten albüm çikmadan uzun zaman önce albümün en dikkat çekici eserinin bu eserin olacagini belli etmesiydi, bu parçanin altini her firsatta çizmesiydi.. Bakarsak parçaya, bu esere dikkat çekilmesi süphesizki dogruymus, çünkü tarz olarak Gencebay açisindan bilinen çizgiden ayrilan bir parça. Kendisinin ifadesiyle bir Anadolurock örnegi.. En azindan bunun adina yapilmis bir parça diyelim. Gencebay bunun öncesinde bu tarzin has bir örnegi olarak sadece bir "Bir araya Gelemeyiz"´i sunmustu, ama bu parça da düzenlemesi açisindan Yenecegim Kendimi kadar "rock´umsu" degildi. O daha özgün idi düzenlemesi ile.. Gencebay söhret yillarinin baslangicindan bu yana bu bir-iki parça disinda has rock olmasa da rock motifleri tasiyan baska birçok eser yapmistir.. Bunlarin örneklerini saymaya gerek yok, hepimiz biliyoruz.. Özellikle 70´lerde ve 90´larda rock motifleri tasiyan eserleri sIk görmüsüzdür. Bu parçanin onlardan (ve Bir Araya Gelemeyiz´den de) en önemli farki, açik seçik, bilinçli sekilde, yani özellikle de düzenlemesiyle bir rock denemesi olmasidir.. Gencebay bu eserini yaparken bence ilk kez; "simdi has bir rock(anadolurock) eseri yapacagim" diyerek baslamis olaya.. Fark bu yani..

Olmus mu peki? Bu sorunun cevabini bulmak için özellikle müzik ve düzenlemeye bakmali. Bu parçaya özel olarak bu iki ayri konuyu burada bir olarak tartismak istiyorum.

Simdi "rock" deyince, "müzik teknik bilgisi" "bir yere kadar" olan bir dinleyicinin aklina ilk ne gelir acaba..? Ne gelir öyle bir dinleyicinin aklina "rock" denince? Süphesizki ön planda olan elektro gitarlar, basilan belirgin basslar, sert davullar.. Bu yani.
Bu parçaya bakarsak, sarkinin önceden "anadolurock" parçasinin haber edildiginden de bildigimiz gibi o elektro gitarin (burada e-fuzz gitar), sert ve belirgin davullarin domine ettigi bir eser olmus. Rock denemesi olacakti, en temel sartlar da yerine getirilmis yani. Buraya kadar tamam.

Müzige bakildigi zaman, bu sarkiyi "rock" bir düzenleme ile olusturuldugunu bir dakika düsünmeyin, ritm basilmaksizin sadece baglama ile çalindigini aklinizda canlandirin, buram buram Anadolu kokan bir parça oldugunu anlariz.. "Bozlakimsi".. Bunu forumda müzik teknik bilgisi daha kuvvetli olan arkadaslarimiz daha saglikli biçimde anlatabilirler, ben simdi girmeyeyim isin o derinliklerine, ne girerim, ne de çikabilirim.. Kisasi ana tema, ana müzik böyle ve çok güzel, kulakta, en azindan benim kulagimda bir yer edinmis müzik oldu diyebilirim..
Ille müzigin bazi ayrintilarini düzenleme konusu ile baglantili olarak deginecek olursak; Intro bir harika. Bir isinma niteligi tasiyan güzel bir giris yapilmis, sese eslik eden sazin çalinisi tam bir Gencebay klasigi.. O essiz çalis tarzini 1 kilometre uzaktan duysak yine taniriz herhalde.. Hele introyu sarkinin diger kismi ile baglayan bölümde saza dokunus biçimi enfes. Burada düzenlenmis elektro davullar da üst düzeyde gerçekten. Ayriyetten arkadan destek veren o akustik gitar seker misali...
Bunun ardindan sarkinin gerçek baslangicina geliyoruz, burada da , müzik ve düzenleme kombinasyonu ile kipir kipir bir eser ortaya çikiyor.. Arkada dolanan e-fuzz gitar dikkat çekiyor.
Simdi ben yeni nesil Türk rockçilarimizi çok takip eden birisi degilim, duydugum gördügüm ancak bir iki kisinin albümünden, yoksa digerlerinin kliplerinden vesaire.. Ama bildigim kadariyla bu fuzz gitar öyle pek yaygin bir alet degil.. Gencebay disinda Türkiye´de pek rastlamisligim yoktur buna. Söyle demeliyim ki, sarkiyi normal bir rock düzenlemesinden biraz farkli kilmis fuzz seçimi.. Daha farkli ve ayirtkan bir sesi oldugu bir gerçek. Piyasada gördügümüz, duydugumuz rock parçalarindan tanidigimiz bir ses degil gibiydi yani.. Fakat sarkiyi dinledikçe fuzz gitarin çok özel ve doyurucu bir sese sahip olduguna tanik olmaya basladim. Tabii bu bir zevk/renk meselesidir, ama ben ilk önceki saskinligimi sonra büyük bir keyife biraktim.. Gerçekten ilginç, ama güzel bir seçim olmus.
Sonrasi introdaki sözlere ve melodiye dönüyoruz, fakat burada bir önceki asamaya karsin ritim degisiyor, davullarin da sarkida varoldugua sanki bizlere bir hatirlatiliyor gibi.. Arada o enfes, semfonik kemanlar sarkiya kendine has bir hava katiyor.. Sonra tempoyu yine yükseltiyoruz.
Arada sarkiyi ana temasindan tamamen ayiran bir aranagme var, fakat belli bir temaya sahip bir melodik yapidan bahsetmiyoruz burada.. Bundan ziyade kisa ve çesit çesit geçisler var.. Rock tarzi bir parçaya uygun geçisler.. Bu geçisleri de çok basarili ve kulagi oksayan nagmeler olarak buldugumu belirtmeliyim. Tabii bu geçisleri güzel yapan çok önemli bir nokta düzenlemedir, yani o geçislerdeki çalgi seçimleridir. Bunlar da çok dogrudur.. Zaten sanirsam o geçisler o belli çalgilar düsünülerek yazilmis.. Çalgiya göre geçis yapilmis gibi sanki. Sarkinin sonunda da artik Gencebay´dan bu tarz parçalarinda alisik oldugumuz bir soloya da sahit oluyoruz. Bu da gayet basarili biçimde olmus.
Sonunda ise sözler esliginde güzel bir e-gitar solosuna sahit oluyoruz. Arada çalan, "sert" ve "yumusak" arasinda dönüp dolasan kemanlar harika...

Müzik gerçekten güzel, düzenleme de dedigimiz gibi beklenildigi gibi. "Anadolurock/rock" diye haberi edilen bir parçadan çok farkli bir düzenleme bekleyemezdik herhalde. Davullarin, e-gitarin, bassin ön planda oldugu, sazin da sesiyle ayirtkan ve has bir özellik kattigi eser.

Eserin sözlerine gelirsek, müzik baslamadan önce Gencebay´in siir olarak okudugu kismi, sonrasinda da müzigin introsunda okudugu ilk sözlere baklinca, insan dogal olarak Gencebay´dan daha çok bir "hayata genel bakis/durusu anlatan" bir devam bekliyor. Ne diyordu çünkü Gencebay? "Bir insanin yasam boyu en büyük savasi/ kendi ile olan savasidir/ kendini yenen insan/ en büyük zaferi kazanmis demektir" ve "Karar verdim ben bugün/ savas açtim kendime/ yenecegim kendimi/ gelecegim kendime"... Yani bu yazilanlara bakinca, insan Gencebay´in hayatin ve insanin kendisi hakkinda genis perspektifli bir konunun üzerinde duracagini zannediyor.. Fakat bu böyle olmuyor, sarkinin devaminda bu sözlerin sevgiliye bir hitap ile baglantili oldugunu anliyoruz. "Artik seni bir daha dünyama sokmayacagim/ senden kalan ne varsa gönlümden atacagim/ çicek mektup siir miir düsünmeden atacagim/ küllerini gökyüzüne üzülmeden atacagim" ve "Bir gün senden daha güzel sevgili bulacagim/ bütün hasretlerimi onunla yasayacagim/ kahrolsan da yansan da sana kanmayacagim/ ihanet senin isin, ben se hic yapmayacagim" diyor Gencebay..
Simdi burada ben bu parçayi ilk duydugumda kafam karismadi desem büyük bir yalan söylemis olurum.. "Ne alaka" dememis isem, ayni büyüklükte bir yalan olur.. Insan gerçekten "ne alaka" diyor.. Sarkinin ilk kismindaki sözlere bak, bir de bu sözlere.. Anlama açisindan biraz daha ugras isteyen sözler oldu bu sözler.. Ama anlamsiz degilmis. Bir anlam çikarmak bir zorlama da degilmis benim açimdan; Söz sahibi süphesizki çok sevdigi sevgilisinin ihanetine ugrayarak artik bu sevdayi kesinkes geride birakmanin tek dogru seçim oldugunu anlamis ve kararini vermis. Ama o sevda öyle büyükki, öyle bir sevdaya veda etmeye hazirlaniyorki, bunu kendisine bir savas olarak tanimliyor.. Benligini olusturan nefsine, duygularina karsi bir savas yani ayni zamanda.. Bu bakimdan kendisini, nefsine olan bagini, bu baglamda askini yenmek için, eski kimligini, eski benligini maglup etmek istiyor.. Kendisini "kendisi" eden büyük askina olan bagini yenerek yeni bir kimlige bürünmeyi hedefliyor söz sahibi.. Sözlere bütün olarak bakarsak, ben bu anlami çikartiyorum. Biraz üzerinde düsündüren sözler, ama kesinlikle ilk baslarda "ne alaka" dedigim gibi alakasiz degilmis, aksine derin sözlermis.. Diyebilirim. Bu tabii benim çikarttigim anlam.. Ama yine de sunu eklemeliyim. Bence sevgiliye bir hitap ile bir kombinasyoin olmaktan ziyade tamamen önceki ifademle "hayata genel bakis/durusu anlatan" bir söz olsaydi, daha iyi olabilirdi diye düsünüyorum.. Ben öyle birsey bekliyordum, öyle olsaydi, bence daha "dolu" sözler olabilirdi.. Çünkü Gencebay bu tarz konulara girip, hayran biraktiracak yorumlar yapacak bilgiye, hayat bakisina fazlasiyla sahip bir insan. Bunun örneklerini çok görmedik mi? ... Bu haliyle standart olmasa da, klasik bir sevgiliye hitap olmasa da, olabileceginden daha az siradisi bir güfte olmus diyelim, ama kalite ne olursa olsun yine de kendisini belli ediyor elbette.

Sözlerde bir diger ayrinti; Gencebay´da fazla sIk rastlamadigimiz agresif bir üslup var bu sözlerde.. Daha dogrusu sözlerin sevgiliye hitap eden bölümlerinde. Öç almayi benimsemis, bunu bir çare olarak görebilecegini belirten bir söz sahibi var karsimizda. Bkz.: "Bir gün senden daha güzel sevgili bulacagim/ bütün hasretlerimi onunla yasayacagim/ kahrolsan da yansan da sana kanmayacagim/ ihanet senin isin, bense hic yapmayacagim" Alisagelmis Gencebay hosgörüsünün yerini bu sözlerde alttan almayan, tabiri caizse disini gösteren bir söz sahibi var.. Burada Gencebay artik nasil bir ortamdan etkilendi, bilinmez. Ama Gencebay açisindan ender rastlanan bir tarz oldugu bir gerçek. Ne büyük ihanetmiski, söz sahibi o yüce aska ragmen eski anilara dair ne varsa yakip kül etmeyi göze almis.. O ask da o kadar büyükmüski o asktan vazgeçmeyi yeni bir benlige bürünmek, hayatta kendini yenmek olarak gören bir söz sahibinden bahsediyoruz.. O asktan vazgeçmenin önemini de vurgularcasina, sanki kendisini bu karara odaklamasi adina sarkinin sonunda, "Karar verdim ben bugün... Savas açtim kendime.... Yenecegim kendimi... Gelecegim kendime" sözleri e-gitar solosu esliginde defalarca tekrarlaniyor.. Bu tabii biraz da sarkinin rock bir parça olmasiyla uyustugu için oluyor.. Herseyiyle Gencebay açisindan siradisi bir parça gerçekten..

Bu sarkiya dair bir kaç notumu da ekleyeyim:

- Bu sarki büyük ihtimalle ("süphesizki" degilse) son yillarin rock/anadolurock rüzgarindan etkilenerek yapilmis gibi.. Sanirim Gencebay bu parçayi "çorbada benim de tuzum olsun", ya da "alin, bu da benden" dercesine yapmis.. Iyi/kötü demiyorum bu olaya, ama Gencebay bu çalismasiyla piyasaya uyma örneklerinden bir tanesini göstermistir.. "Piyasaya uymayi" da iyi/kötü olarak nitelemiyorum.. Sadece piyasayi yönlendirmekten ziyade uymak olmus diyorum. Ama bu nokta sarkiyi iyi/kötü yapacak nitelikte bir sey degil.

- PC davul konusunu yukarida diger noktalar ile baglantili tartisabilirdim, ama buna ayri bir parantez açmak istedim. Davul düzenlemesi gerçekten güzel olmus, hiç siritmiyor ve çalismanin tadina tad katiyor. Iskender Paydas´i tebrik etmek gerekir. Yalniz benim aklima yine de su takilmiyor degil.. Madem aylar öncesinde bir anadolurock parçasi yapacaginin haberini vermeye basladin, bu sarkiya yine de akustik davul yakismaz miydi? ... Diye sormak isterdim.. Tamam, dedigim gibi PC davullari gerçekten güzel düzenlenmis, ama akustik versiyonunu tutar mi..? Bu bangir bangir parçaya tertemiz bir akustik davul yakisirdi diye düsünüyorum.. Yalniz bu ufak sitemimi ettikten sonra bir de madalyonun diger tarafina bakmak var aslinda; PC davul programinin hakim oldugu bir albümün ortasina akustik davullu rock bir parça acaba kulaklara biraz acaib gelmez miydi? Albümün dogal akisini bozmaz miydi? Belki böyle düsünülmüs olabilir.. Yani belki akustik düsünülmüs, ama bu nokta baz alinarak yine de PC davul tercih edilmis olabilir.. (mi?) ... Bilemiyorum.

Neyse.. Basinda da dedigim gibi. Böyle de gayet güzel olmus. Baska bir ilginç ayrinti olarak da sanirim en azindan Türkiye´de PC davulun kullanildigi ya ilk ya da ilklerden bir anadolurock/rock parçasi olsa gerek.. (Akustik) davulun rock parçalarinin en temel taslarindan birisini oldugunu düsünürsek bu ayrinti bir daha ilginç oluyor...

Nihayetinde sarkiya söyle bütünüyle bakacak olursak, sözlerdeki bazi ayrintilar, yani standart sekilde sevgiliye hitap olan kisimlar yerine sarkinin ilk kismindaki sözler ile daha malum biçimde uyusan sözler yazilsaydi, bu haliyle de güzel olmasina ragmen PC davul yerine akustik davul tercih edilseydi, "çok güzel", belki de "harika" diyebilecegim bir çalisma olurdu.. Yine demek istiyorum. Sözlerin bu hali de güzel, mantikli bir anlam çikarabiliyoruz, ama dedigim gibi, sevgiliye hitap olmaktan ziyade bütünüyle hayatin kendisine genel anlamda bir "savasi" anlatan sözler olsaydi, "ideal" olurdu diye düsünüyorum.

Yenecegim Kendimi, bu haliyle, müzigiyle, sözleriyle, düzenlemesiyle çok güzele çok yakin bir çalisma diyebilirim.


---


Artik bir derece daha atliyoruz ve çok güzel diyebilecegim çalismalara geliyoruz. Öncelikle "Askin Hesabi Olmaz" ile basliyorum. Bu sarki bende büyük bir etki yarattiysa, bunu kesinlikle öncelikle müzigine borçludur. Dolayisiyla çalismanin müzigine deginelim öncelikle.

Bastaki saz solosu aslinda herseyi basindan belli ediyordu. Insan gerçekten "galiba bir Gencebay klasigi gelecek" diyor. Bkz. de o keman ve sazin olusturdugu o alaturka nagme geliyor, ardindan mey bir soloyla giriyor ve sarkinin ana temasini insana bir samar etkisiyle belirliyor.. O mey girdiginde bir an gidiverdim, aklima "Bir Araya Gelemeyiz", "Batsin Bu Dünya", "Ben Dogarken Ölmüsüm" filmlerinin Gencebay tipi geldi bir an.. Bir an kendimi o filmerde hissettim.. Gencebay´in o 70´ler baslarinda ve ortasinda ki halleri gözlerim önüne geldi.. Bu sarki bende gerçekten bu albümde diger sarkilarda olmadigi kadar "ilk dinleyis elektrigi" etkisi yapan sarki oldu.. Hala da o mey girince tüylerim tiken tiken oluyor.. Her dinleyisimde..
Sözlerin giris kismindaki müzik bir Tutuldu Ellerim bir Kimi Sarsin Ellerim tadinda, o melodileri - benzemese de - animasatan bir hava veriyor. "De gülüm, de gülüm, paylasalim be gülüm..." bölümünün ilk kismi ise Basar´in da bir yazisinda belirttigi gibi Selami Sahin´in "Sensiz Olmuyor" adli eserinin nakarati ile benzerlikler tasiyor. Fakat bu rahatsiz eden, belirgin olan bir durum olmuyor. Çünkü sarki müzik bütünlügüyle orjinal bir hava veriyor, bu da en önemli olani.
Uzun lafin kisasi, bu çalismanin müzigi gerçekten etkileyici ve Gencebay kalitesinde. Bir de aranagmesi olsaydi, harika olurdu.

Müzigin kalitesini en iyi sekilde yansitmak süphesizki müzigi ideal biçimde düzenlemeden geçer. Bundan da biraz oldun bahsettik aslinda. Bastaki saz solosu çok güzel isinma hareketleri.. Sonrasi kemanlar ile saz birlesiyor, ardindan da o derinden vuran davullar esliginde mey devreye giriyor ve olay orada bitiyor.. Sarkinin ana temasi bir ikinci kez tekrarlaniyor, ve burada da kemanlar rol aliyor, davullar da daha aktif bir görev üstleniyor.. Davullar albümde 1-2 baska sarki disinda bu çalismada da bir baska özenle düzenlenmis gibi.. Süslemelerde olsun, diger ayrintilarda olsun, davullar güzel bir renk katmis parçaya. Doyurucu. Yani düzenlemeye de diyebilecegim kisa ve öz bu. Irdelemeye gerek bir konu yok burada da; dolgun ve doyurucu...

Sarkinin sözleri yine Gencebay´in bir çok eserinde oldugu gibi sevgiliye hitap olsa da, buradaki sözler biraz siradisi duran sözler olmus. Sadece sevgiliye hitap olmamis, aska da baska bir boyut kazandirilmis bu sözler ile. Sadece sevgiliye degil, ask hakkinda da dikkat çekici görüsler belirtilmis, aska olan durus anlatilmis, askin dolayli da olsa tanimlamasi yapilmis ayriyetten. Ask kavrami islenmis yani.. Söz sahibine bakarsak, "Askin hesabi olmaz, askin gözü doymaz, herseyi satin alir, satin alinmaz". Belki insanligin bir kismina tanidik gelebilir bu sözler, ama bir diger kismini bir duraklatir ve düsündüredebilir.. "Hakli/(haksiz)" dedirtebilir.. Yani sadece "sana asigim, seni seviyorum" tarzinda bir hitap olmamis demek istedigim, askin büyüklügü de ayrica belirgin sekilde islenmis. Ille ask kavrami islenecek olsaydi, "ask çok büyük sey, müthis sey" seklinde banal seyler de söylenebilirdi.. Banal derken kötülüyor degilim, ask gerçekten büyük sey ve bir çok siirde bu sözlerle tanimlanmayi hakeden bir... duygu diyelim. Ama aski daha farkli açilardan da degerlendirmek, daha farkli tanimlamak da askin manasini zenginlestirmekte süphesizki önemli bir katkidir.. Burada mütevazi biçimde de olsa, bu yapilmis. Bir bireyi düsündürebildiyse, demekki bos sözler degilmis..
Bütün olarak bakildiginda, sözler Gencebay kalitesinde diyebilirim. Ayrica son kita bir ayri güzel..

Bu sarkiya bir ek not olarak sunu demek istiyorum: Orhan Gencebay son 10-15 yildir nakarat kismi yüksek notalara varan sarkilarinda sarkiyi sadece yüksek tondan okumaktan ziyade, bir de "kalin" sesi ile bir kombinasyon yaparak bence bir gereksizlik yapmaktadir. Bu derdimi anlatmakta müzik edebiyatim da biraz degil bayagi bir zayif oldugundan zorlandim, ama umarim anlamissinizdir. Bence Gencebay sesini fazlaca küçümsüyor, güvenmemekte biraz abartiyor gibi.. Bu sarkinin nakaratini çok rahat bir biçimde o tek ve yüksek tondan okuyabilir, o tek tonun sesini daha çok açtirabilirdi, gayet de güzel duyulurdu.. O "kalin" sesi katmakla bence hiç bir "pürüz" örtülmemis, bence aksine sarkinin o kisminda olan potansiyel tam olarak disa vurulamamis..

Bütünüyle bakacak olursak, çok güzel diyebilecegim bir parça.


---


Artik geriye iki sarki kaliyor, bunlarin da müzikal yapi açisindan birbirinden çok farkli çalismalar oldugu bir gerçek. Ilk olarak "Sensin Benim Çilegahim´dan baslamak istiyorum.

Hani bazi Gencebay sarkilari vardir ya, yillar sonra CD/kasetçalara koyarsin ve "ahh bee" dedirtir insana.. Seni oturdugun koltuga bir daha yaslandririr, bir yere gider ayak da olsan 4-5 dakika durup sadece o sarkiyi dinlemeye zorlar seni.. Sirf o sarkiyi dinlemek için hoparlörlere bir tebessümle bakakalirsin.. Bence bu sarki da o sarkilardan.. Güzel icra edilmis olmasi da kesinlikle büyük önem tasiyan bir etken.

Eserin müzigi bir kere tam Gencebay kivaminda. Türk Sanat müzigimsi nagmeleriyle, daha siradisi, özgün, yani Gencebay´dan alistigimiz nagmeleriyle de kulaklari hayli hayli oksayan bir melodi.. Insan sazini eline aldiginda gerçekten fazlasiyla çalinasi bir melodi. Nakarat kismindaki müzik ise.. harika. Yani insan fazla da birsey diyemiyor, kisa ve öz bu. Müzik çok güzel.

Müzigin belli kisimlarinda Türk Sanat müzigi tadini veren nagmelerin disa en iyi biçimde yansimasina neden olan unsur süphesizki düzenlemedir. Bütünüyle albümün en doyurucu, en tatmin edici düzenlemelerinden oldugunu söyleyebilirim. Gencebay´a yakisan bir orkestrasyon. Kemanlar, ud, kanun, mey birbirini ideal biçimde tamamliyor ve eslik ediyor. Bass burada dikkat çekecek biçimde belirgin ve güçlü. Düzenleme hakkinda da kisacasi ve özü bu.. Kusursuz.

Sözler klasiklesmis biçimde sevgiliye bir hitap. Burada da sevdasina karsilik bekleyen bir söz sahibinden bahsediyoruz. Söyle demeliyimki, albümde yazilmis en güzel sözlerden birisi. Bol benzetme ve mecaz içeren doyurucu kelimeler ve cümleler. Özellikle sarkinin son misrasini okumaya ve dinlemeye doyum olmuyor.. Insan bu sözleri dinleyince, gerçekten de inaniyor sevgilinin söz sahibinin "çilegahi, tek karargahi" olduguna..

Fazla söze gerek yok. Dört dörlük bir parça bana göre. Hersiyiyle çok güzel, belki de yillar ile sarap misali harika dedirtebilecek bir çalisma. Gencebay´in bu sarkiyi bir baska duyguyla okumasi da bu fikrimi pekistirmekte süphesizki katkili oluyor...

---

SerdarYilmaz
Kıdemli Üye
Posts: 169
Joined: 22 Sep 2006, 22:35
Contact:

Post by SerdarYilmaz » 01 Feb 2007, 00:06

2. bölüm


Son olarak da tabiiki "Söylenmedik Söz Kalmadi" adli eserden bahsetmeliyim.
Albümde kesinlikle en tuttugum, en çok etkilendigim parçalarin arasinda belki birincisi olabilir. Gerçi orasi bir duygu isi, ruh haline göre "birinci" degisiyor, ama bu eser özgün, bagimsiz, kaliplari takmayan haliyle tam bir Gencebay müzigi örnegi bana göre.. Bu eseri gönlümde yüksek mertebelere ulastiran süphesizki müzigidir.. Bazi Gencebay eserleri vardir, çesitli müzik tarzlarinin tamamen bir harmanlamasi olur.. Yani o sarkinin bir belli geçisi, nagmesi içinde bir sürü tarzdan, ülke müziginden isaretler sezebilirsin.. Bazi baska Gencebay eserleri vardir, ; onlar degisik yapilarin, tarzlarin harmanlamasi olmaktan ziyade birbirine yapistirilmasi parçalar.. Mesela Bir Araya Gelemeyiz.. Söylenmedik Söz kalmadi eserine bakacak olursak, halk müzigi gibi baslayan, sonra aranagmesiyle siradisi hale gelen bir melodi bütünlügü.
Müzigin ana temasi bir kere bize Gencebay´in o bahsettigi bozlak havayi kesinlikle veriyor.. Zaten bozlak esasinda.. Ana tema olsun (ve nakarat), sözlerdeki o mükemmel müzik Gencebay´in bu sözünü haksiz çikartiyor degil.. "Neset Ertas´imsi" melodik yapisiyla, yine ana temasiyla olsun, sözlerdeki müzigiyle olsun, eserin müzigi gerçekten beni benden aliyor.. Ben ayni zamanda bir Neset Ertas hastasiyimdir.. Bayilirim bu havalara..
Halk müzigi diye baslayan eser bir aranagme ile baska bir boyuta giriyor.. Tempo degisiyor, baglama diger çalgilari tamamen devre disi birakarak müthis bir solo dinletiyor bizlere.. Sarkinin akisi bir anda degisiveriyor, kaliplara sokulamayacak, özgün bir baglama geçisine sahit oluyoruz.. Tam bir Gencebay klasigi oluyor.. Doyumu olmayan bu geçis sonunda bitti derken... olay bitmiyor, bu sefer adeta aranagmede aranagmeye giriveriyoruz.. Tempo yine degisiyor, daha dramatik oluyor sanki.. Bu sefer eserin rengi tamamen degisiveriyor.. Bir Araya Gelemeyiz´in aranagmesini hatirlayin, sarkinin rengini nasil birden degistiriverdigini.. Burada da ayni seye sahit oluyoruz.. Sanirim Gencebay´in çaldigi e-gitar sesli e-midi saz bir anda önce bozlak baslayan, sonra daha "serbest" bir yöne giden eserin gidisatini tamamen degisitiriyor.. Burada elbette melodik yapi ve "elektro gitar" kombinasyonu önemli bir noktadir.. Derken yine ana temaya dönüyor, eser "kaldigi yerden" devam ediyor..

Eserin müziginde ben de bagimlilik yapan nokta sanirim bu olmali.. Yani tanidik bir format ile baslamasi, tabii burada bu formatin çok kaliteli bir örneginden bahsediyoruz, fakat ardindan beklenmedik bir hareketlenme olmasi, "aha, bitti" derken", sarkinin elektro gitar geçisiyle "yoooo, daha bitmedi" demesi.. Insan sasiriyor da sasiriyor bu parçada.. Tipki bir çok baska özgün Gencebay müzigi örneklerinde oldugu gibi.. Ama bu eseri bir çok baska eserden farkli kilan nokta, bir aranagmede aranagme olayinin burada çok belirgin olmasi.. Aslinda Gencebay´in "aranagmede aranagme" sarkilari az degildir, ama bu parçada burada iki geçisin arasindaki - gerek ritmik gerekse de melodik ve çalgilar arasindaki ses farkliligindan olsun - belirgin fark sanki bu "aranagmede aranagme" olayinin altini bir ekstra çizercesine gibi... Herseyiyle doyurucu ve tatmin edici bir müzik.

Ister istemez müzikten, aranagmelerdeki yapilardan bahsederken, düzenlemeye de degindik. Onlara ek olarak diyebileceklerim..: Eserin "halk müzigi" diye tabir edebilecegimiz bölümünde tabiiki beklenildigi gibi Gencebay´in sazi hakim. Ek olarak kemanlarin eslik ettigine tanik oluyoruz. Kemanlarin bu eserde çalinis sekli klasik biçimde.. Kisacasi kemanlar herseyiyle muhtesem bu icrada.. Sözlerin ikinci kisminda piyanonun (daha dogrusu keyboardun) bir daha belirgin olmasi çok hos bir ayrinti oluyor.. Sarkinin ana temasi çalinirken arkada gizlenen e-gitar kulaklardan kaçiyor degil.. Davul programi güzel, ama belki birazcik daha sert olabilirdi.. Aranagmenin ikinci kisminda "e-gitar" solosu sarkinin o ana kadar giden akustik havasini bambaska bir boyuta sokuyor.. Sarki o özgü havasini o geçisle tamamen buluyor.. Ufak tefek süslemeler daha olsaymis, düzenleme harika olurmus.. Bir "Gönül Dagi"´nin düzenlemesini hatirlayin.. Fakat bu haliyle de düzenleme gerçekten tatmin edici, çok güzel diyebilecegim sekilde..

Kaliyor sarkinin sözleri.. Bir eserin müzigi, düzenlemesi mükemmel ötesi olur, ama sözlerin basitligi eserin degerini azaltabilir.. Bu eser sözleriyle çok yakisikli bir bütünün varolmasina direkt katkida bulunmus oluyor.. Yine klasik bire sevgiliye hitap söz konusu.. Söz sahibi belli ki kalbindekini defalarca haykirmis olmali ki, artik "söyleyecek hal kamadigini", "söylenmedik söz kalmadigini" belirtiyor.. Yine karsilik bekleniyor sevgiliden, aska çagriliyor "gel" diye.. Fazla söze gerek yok bu sözlere.. Güfte çalismanin diger kisimlarinin güzelligini yansitir biçimde..

Sonuç olarak beni oldukça tatmin etmis, özgün, serbest, kaliplara sigmak istemeyen bir Gencebay müzigi örnegi.. Harika´ya çok yakin bir çalisma...



------




Sarki sarki baktik, yorumumuzu yaptik.. Bunlar disinda albüm hakkinda daha "genel" olarak tabir edebilecegimiz konulara deginecek olursak:

- Ilk olarak da bu albümün ses kalitesine degineyim de en olumsuz noktayi bastan bitireyim. Bazi arkadaslarimiz, abilerimiz de deginmisti bu konuya. Kisacasi.. Ses iyi degil.. Çalgilar, sesler zaman zaman birbirine karisiyor gibi, sanki ses boguk gibi, ya da müzigin üzerine ince bir sünger çekilmis gibi.. Nasil tarif edebilecegimi bilmiyorum.. Burada stüdyoya bulsam suçu, stüdyo yillardir ayni stüdyo.. Kayit aletleri degisti demi olay böyle olumsuz yönden degisti, orasini bilemem.. Ben bu stüdyo islerini çok anlayan bir kisi degilim, onun için bu konuda çok saglikli bir tahminde de bulunamiyorum.. Yani kabahat kayit ve mix görevlerini üstlenen Emre Kiral´dami, yoksa digital maxtering & editing yapan Muammer Tokmak adli sahista mi, bilemeyecegim, ama var bunlarin birinde önemli bir kabahat ki böyle kalitesiz bir ses çikmis ortaya.. Insan müzigin sesini açmaya korkuyor yahu.. Böyle bir hata nasil yapilir? Titizligi ile tanidigimiz Gencebay böyle bir kalitesizlige nasil dikkat etmez? Etti de birsey mi demedi? Böyle birseye ihtimal veremiyorum, vermek de istemiyorum.. Hadi dikkat etti diyelim, neden müdahele etmedi? Ya da böyle konularda bastan birsey yapilamadiktan sonra gerisi nafile mi oluyor..? Dikkat etmedi diyelim, e o zaman Gencebay´in, kulaklari açisindan olumsuz bir gelisme var belkide.. Bilmiyorum, ama ses böyle basit olmamaliydi.. Yakismiyor..


- Sarki seçimlerine genel anlamda bakacak olursak: Bir sarki güzel olur, digeri harika, bir öteki "eh iste" vs. vs.. Ama bir de uyumlu, doyurucu bir albüm bütünlügü diye birsey vardir.. Bazi parçalar çok güzel olur, ama albümünün genel akisina, ruhuna uymaz.. Bazilari ise basit oldugundan, Allah´tan Gencebay´in böylesi eserlerin sayisi sayilidir.. Bu albümde bir Bugün Senin Dogum Günun ve Besmeleyle Basla adli parçalar yerine müzigiyle, düzenlemesi ve sözleriyle çok daha Gencebay´a yakisir, özgün, söyle "aha, Gencebay yine yapmis yapacagini" dedirten, bangir bangir sarkilar yer alsaydi, bu albümün ortamalasi simdi nasil firlamisti yukarilara.. Simdi uygun bir benzetme de bulamiyorum, ama 9-10 tane güzel bina düsünün.. Bir çogu boylu poslu, bir kaçi da onlarin cabasi misali, sirin, çiti piti, ama yine güzel.. Bu albümde ise olay söyle: 4-5 tane uzun, güzel binalar var, bir kaç küçük, bir ikisi ise çürük.. Ortaya çok iç açici bir tablo çikmiyor yani.. O bir iki "çiti piti" diyebilecegimiz sarkinin bile "sadece" "çiti piti" kalmasi bu baglantida göze batiyor.. Mesela insan, madem Bugün Senin Dogum Günün ile Besmeleyle Basla bir hayal kirikligi oldu, bari sirin duran, ama pek de özelligi olmayan bir Mübarek sarkisi yerine daha "büyük" bir eser olabilirdi demiyor degil.. Ki Mübarek kesinlikle güzel bir sarkidir.. Iste insan böyle düsüncelere kapiliyor ne yazik ki, albümde bir-iki bozuk ses çikinca.. Bilmem anlatabildim mi... Uzun lafin kisasi, bu albümde malum iki sarki yerine çok daha özgün, daha kaliteli birseyler olsaydi, bir iki baska sarkida da aranagme olsaydi, bu albüm çok daha yüksek mertebelere ulasbilirdi... Tabii burada düzenlemelerin de rolü büyük, buna daha asagida deginiriz..


- Orhan Gencebay´in sesi bu albümde gerçekten takdiri fazlasiyla hakediyor. Ses 10 sene gençlesmis gibi.. Süphesizki stüdyoda ayni sarkiyi tekrar ede ede, dogal ve sIkI bir antrenman oluyor Gencebay´a.. Bu da tabiiki meyvesini veriyor.. Tabii saglik durumunun bir 6-7 sene öncesine göre Allah´a sükür çok daha iyi oldugu da en önemli etkenlerden bir tanesidir.. Klasikler 2´deki sesini hatirlayin, ne kadar hasta, ne kadar bitkin bir ses idi.. Önce Ideal Ask, sonra Yürekten Olsun ile sevindirici gelismeye hepimiz sahit olduk.. Bu albümde ise ses daha da temiz, daha da güçlü.. Artik stüdyoda da ses ile bir takim manipulasyon yapilmis olmasi olagandisi degil, olmamis da olabilir, ama manipulasyonla da bir yere kadar.. Siyahi beyaza çeviremezsin hani.. Gencebay bu albümde özellikle bahsini yukarida ettigimiz 2-3 sarkida gerçekten duygulu okumus, bu bir gerçek.. Bunun disinda bazi parçalar varki, 62 yasina varmis olmasina ragmen müthis performans gösterilmis.. Hiç siritmayan, tüyleri tiken tiken eden yorumlar ve bununla gelen dygular...


- Albümdeki sarkilarin sözlerine genel bir degerlendirme yapacak olursak, "Gencebay kalitesinde" diyebiliriz yine.. Bir çogu alisagelmis sekilde yine sevgiliye hitaptan olusmakta, bunlar arasinda da tabiiki çesit çesit konular islenebiliyor.. Bunlar disindaki sarkilarda ise daha çok insana ve hayata olan bakis açisina ya dogrudan ya da dolayli sekilde giriliyor.. Kisacasi, sözler kusursuz.. Bu konu ile baglantili olarak: Yaklasik 26-27 sene ardindan Orhan Gencebay ilk kez sözlerinin sadece kendisine ait oldugu bir albüm yapti.. Bence bu sevindirici bir durum.. Bir ara öyle bir hal almisti ki, neredeyse albümün yarisinin sözleri baskalarina ait idi.. Bazi arkadaslarimiz bu diyeceklerime belki katilmazlar, ama ben bunu bir duygusal- ya da duygu hayati ve bundan gelen sanatsal üretim açisindan ciddi bir düsüs olarak degerlendiriyordum.. Cemal Safi´den siir almasi elbette güzel.. Ama siir gerçekten siradisi ise, gerçekten bir Orhan Gencebay albümüne almaya deger ise.. Örnegin Tek Hece, Ya Evde Yoksan, Aysen gibi siirler mükemmeldir.. Ama bazi Cemal Safi olsun, diger siir sahiplerinin olsun, siirleri vardir, bana bunlara müzik yapip da albüme koymak gereksiz bir hareket olarak gelmistir.. Çünkü o sözler o malum albümlere siradisi, baska bir kaliteli hava katmamislardir.. Bunlar gereksiz egilimler idi bence.. Siir gerçekten orjinal bir hava veriyorsa, bir albüme veya maksimum iki tane siir alinmasi sartiyla "kabul" diyebilirim.. Ama albümü ciddi biçimde renklendirmedikten sonra gereksiz seyler bunlar.. Gencebay´in bu albümündeki seçimi beni mutlu etmistir. Duygu hayati açisindan da belki de son 20-25 yili açisindan en olumlu yillarini yasiyor olabilir ki bu, böyle olmustur.. En azindan albümdeki sarki sözlerine yansima bu diyebilirim. Ben böyle bir izlenim aldim.. Güzel bir gelisme..


- Sarki düzenlemelerine genel olarak bakarsak, degisikligi hiç birimizin atladigini sanmiyorum, çogumuz da albüm yorumlarinda bu konuya deginmis.. Bakarsak söyle, 5-6 sarkinin düzenlemesi bana göre klasik Gencebay düzenlemeleri ile uyusuyor.. Ama bir de 4-5 tane sarki var, bunlar ya neredeyse tamamen, ya da kismen basit kaçmis.. Gencebay bir takim "degisiklikler" olacagini söylemisti albüm çikmadan önce.. Belki bunlardan biri bu idi..? Sarkilarin yorumlarinda düzenlemelere genis olarak deginmistik, fazla söze gerek yok.. Beni pek hosnut eden bir durum degil. O 4-5 sarkinin düzenlemesi de klasik biçimde olsaydi, o bir iki hayal kirikligi yasatan malum sarkilar bile daha güzel bir hal alirdi.. Yalniz o diger 5-6 sarkinin hakkini yemiyorum, yani düzenleme konusunda sadece yeriyorum gibi gözükmesin.. O sarkilarda düzenlemer gerçekten kulaklari oksayacak biçimde.. Saydigim 4-5 yergiye dogrudan neden olan sarkilardan 2-3 tanesinin düzenlemesi zaten kismen basit.. Bir ufak geçis basit olmus olabilir, ama düzenlemenin gerisi alisagelmis biçimde yine güzel olmus olabilir.. Bu manada yani..
Önceden de belirttigim gibi, albümdeki PC davul bir (veya bir buçuk) sarki disinda oldukça basarili.. Hatta 2-3 sarkida harika.. Ama ben yine de akustik davul derim, dedim ve diyorum.. Belki bir gün gelecek, teknoloji öyle ilerlemis olacakki, PC davul essiz güzellikte bir ses verecek.. Ama gün o gün degil, akustigin tadini an itibariyle hiç birsey vermiyor.. Dolayisiyla Gencebay´dan, egerki albüm çalismalarina devam edecekse, akustige dönmesini umuyorum.. Insallah böyle olur..


- Düzenlemeler ile baglantili olarak bazi çalgilara deginmek istiyorum.. Mesela divane. Galiba bu güzelim çalgi sadece Bugün Senin Dogum Günün eserinde kullanilmis.. Orada da önceden dedigim gibi ses biraz kisik kalmis, sahsen o çalginin divane olduguna sizler yardimiyla ögrendim.. Gerçi albümü belli bir vakit dinledikten sonra, insan o çalginin hangi sarkida kullanildigini tespit edebilirdi, ama gönül bu çalginin böyle saklanilmasini istemezdi.. Ben isterdim ki divanenin serefine bir solo yapilsin, hiç olmazsa bir sarkida söyle bangir bangir bir divane geçisi yapilsin, sarkida adeta "bayanlar ve baylar, sizi divane ile tanistirayim" densin.. Bu böyle olmadi.. Bunun yerine bir malum sarkida, sarkinin genel havasiyla biraz alakasiz kaçan bir rol ile "bununla idare edilmesi" istenilmis sanki divaneden..
Çok güzel bir çalgi divane.. Dolgun ve doyurucu bir ses.. O çalgi ile Gencebay´dan nihavend bir solonun hayalini etmiyorum degil.. Gerçi çesitli versiyonlari da var divanenin, çalgi adina yapilmis resmi siteden gördügüm kadariyla.. Bu vesileyle Yavuz abimize bir kez daha tesekkür ederiz..
Umarimki Gencebay´in ilerideki çalismalarinda bu çalgiya daha özel bir rol verilir..

Albüm çikmadan önce bir haberde miydi, yoksa forumdan bir arkadas mi söylemisti, hatirlamiyorum, ama bu albüm ile saza (baglamaya) doyacagimiz söyleniyordu.. Saza doyum olmaz, gerçi biz biliyoruz ne denmek istedigini ya.. :-) Bu albümde saz hiç bir albümünde oldugundan daha fazla degil.. Yani bu "doyma" sözüne göre, sazin büyük görev üstlendigi o malum albümlerde doymussak saza, burada da doymus olmamiz gerekir.. Bu sorunun cevabi tabii kisiden kisiye degisir.. Bazilarimiz doymus olabilir, bazilarimiz ise doymamistir.. Bu albümde olsun, diger albümlerde olsun.. Ama su kesinki, bu albüm hiç bir baska Gencebay albümünü saz kullaniminin sIklIgI ve çoklugu açisindan asmis degil.. Ama sazin en çok kullanildigi albümlerinden bir tanesi oldugu bir gerçek. Bazen tamamen ön plana çikmis, bazen kismen önemli rol üstlenmis, bazen de arkadan destek vermis, ama çogu sarkida öyle veya böyle yerini almis... Bu konuda 70´lerde çikarttigi albümler ile es degerde... 80´lerden, 90´lardan bazi albümleri var Gencebay´in, sazi mumla ariyor insan.. Yani bu albümde klasik biçimde kullanilmis saz.. Bu da elbette oldukça sevindirici ve tatmin edici.. Ben büyük keyif aldim sahsen. Güzel bir "öze dönüs"...
Saz konusu ile baska bir ayrinti, Askin Hesabi Olmaz eserindeki bazi ufak ayrintilar hariç, elektro saz yok bu albümde.. Söylenmedik Söz Kalmadi eserinin aranagmesinin ikinci kisminda çalinan çalgiyi sesi itibariyle burada elektro saz olarak degerlendirmeyeyim.. Yani ilk defa bir Gencebay albümünde elektro saz yok gibi.. Ilginç bir ayrinti.. Albüm bunun ile yara almis degil.. Bir iki sarkida o basit klarnet geçisleri yerine örnegin elektro baglama kullanilabilirdi, ama baska bir çalgi da kullanilabilirdi.. Bu albüm bir akustik saz söleni olmus gerçekten.. Bence gayet de güzel olmus.. Degisik olmus. Orjinal bir hava katmis.. Elektro sazina asigiz elbette Gencebay´in, tabiiki duymak isteriz, ama bir albümlük böyle degisik birseyin tercih edilmesi de bence hos birsey..

Çalgilar konusunda son olarak buzukiye deginmek isterim. Son iki albümdür bu aletin sesine hasret kaldik.. Buzuki Gencebay´in sarkilarini Gencebay sarkilari yapan en önemli, önemli noktalardan bir tanesi bence.. Tabii burada 80´li, 90´li sarkilardan bahsediyoruz.. Fakat sunu da hemen diyeyim: Aslinda Yürekten Olsun´da buzukinin yoklugunu görünce biraz rahatlamadim degildi.. Çünkü Gencebay bazi albümlerinde bence buzukiye gerektiginden de fazla yer veriyor gibi oluyordu zaman zaman.. Bazi sarkilarda bence saza daha yakisan, daha uygun olan bölümlerde buzuki tercih ediliyordu.. Dozu sanki biraz kaçiyor gibiydi yani.. Onun için asiri bir tokluk vari birsey söz konusu olmaya baslamisti bende buzuki açisindan.. Ama iki albüm sonra hiç olmamasinin da kesinlikle yanlis birsey oldugunu kolaylikla söyleyebilirim. Dozu kaçmasin, o enfes sesini dozu kaçmadan sergilesin, ben de sadece dinleyeyim... Buzukiyi isteriz.. Bu arada bir takim baska aletleri de.. Obuayi özlemeyenimiz var mi mesela...

---


Simdi bu albümü söyle eksileriyle, artilariyle, herseyiyle ve her yönüyle degerlendirecek olursak; ... bana göre sarkilarda da oldugu gibi, Gencebay albümleri "kötü, vasat, iyi, çok iyi/harika" olarak siniflandirabilir.. Yine sarkilarda oldugu gibi çok iyi ile harika arasindaki farki bazi ufak ve özel ayrintilar belirler bence.. Kötü albümü yoktur Gencebay´in bana göre.. Vasat bir iki tane vardir 80´lerden ve 90´lardan.. Harika diyebilecegim 4-5.. Çok iyi dediklerim ya bazi sarki seçimleri yüzünden ya da baska ufak ayrintilar yüzünden çok güzel kalmislardir.. Güzel albümlerinin sayisi da az degildir Gencebay´in.. Bu albüm, egrileriyle, dogrulariyle altini çize çize güzel olmus diyebilirim.. Bu haliyle çok güzele mesafali duran, ama vasat ile arasinda gezegenler kadar farki olan bir albümdür.. Dinlenilesidir, bikkinlik vermeyen bir ruh tasir.. Bir bütün olarak kalitelidir.

Artik en azindan bundan sonrasi Gencebay açisindan degerli projelere yönelmek olmali.. Bana göre albümler açisindan misyonunu fazlasiyla gerçeklestirmis bir insandir gencebay.. Her ne kadar bu albümden genel anlamda tatmin olmussam da bana göre daha fazla albüm yapmak, degerli projelere ayrilmasi gereken zamanlardan çalmak demektir... Ha, eger kendisinin de bir ara sözünü ettigi gibi, ara sira kendisini fazla yormayacak, fazla zamanini almayacak bir kaç single çikartmak isterse, proje çalismalari arasi, bu kesinlikle kötü olmaz.. Ama biz proje de proje diyoruz..

Neyse.. Insallah hayirli ve ugurlu olmustur ve olur bu albüm hepimize diyor, sözümü burada nihayetinde bitiriyorum.
Selamlar.
Last edited by SerdarYilmaz on 01 Feb 2007, 22:25, edited 1 time in total.

User avatar
sabır taşı
Kıdemli Üye
Posts: 1179
Joined: 26 Jan 2005, 18:32
Contact:

Post by sabır taşı » 01 Feb 2007, 00:27

yorumlarin icin tesekkürler...gece yarisi ve uykunun bastirdigi bir durumdada olsam... okumaya çalıştım hepsini..bir şekilde.. :wink:

eyv...

User avatar
serhat_izmit
Kıdemli Üye
Posts: 325
Joined: 28 Jul 2006, 21:54
Location: Kocaeli
Contact:

Post by serhat_izmit » 01 Feb 2007, 01:22

Sağol Serdar albüm hakkındaki yorumun için. Tamamına yakınında hemfikirim.

Besmeleyle Başla'yı bu aralar arka arkaya dinlemeye başladım. Başta hiç ısınamadığım bir şarkıydı; şimdi ise çok hoşuma gidiyor. İnsanın haleti-i ruhiyesi değişiyor tabi zaman zaman...

Sensin Benim Çilegahım, belirttiğin gibi seneler sonra bile sıkılmadan dinlenecek tarzda. Ben bu kategoriye, albüm ilk çıktığı zaman Gülünce Daha Güzel'i de koymuştum, ama şimdi aynı fikirde değilim.

Orhan Gencebay'ın bu albümdeki ses performansı belirttiğin gibi yaşına göre üst düzeydeydi. Allah sağlığını bozmasın, O'na ve bizlere de ömür versin; böyle harika eserleri dinlemeye devam edelim inşallah...
"Yaptıklarım Türk müziğinin devamıdır."
"Müziğime arabesk denmesi çok saçma..."
Orhan GENCEBAY

topraktan bir can
Kıdemli Üye
Posts: 362
Joined: 08 Feb 2005, 16:27
Contact:

Post by topraktan bir can » 01 Feb 2007, 16:34

fazlasıyla doyurucu,saygı duyulası ve muhteşem bir yorum.gencebay dinleyenlerin onun albümlerini ne kadar can kulağıyla dinlediklerine çok güzel bir örnek.berhüdar ol serdar.

User avatar
Erhan
Deneyimli Üye
Posts: 95
Joined: 29 Jun 2006, 16:25
Location: Adıyaman
Contact:

Post by Erhan » 01 Feb 2007, 16:38

Serdar yormussun kendini :) ama değmiş gerçekten çok güzel yorumlar yapmıssın,eline sağlık...

User avatar
murat yaşar
Kıdemli Üye
Posts: 170
Joined: 08 Jan 2007, 18:14
Contact:

Post by murat yaşar » 01 Feb 2007, 18:42

SERDAR

Emeğine,yüreğine,eleştirilerine,yorumlarına,göz nuruna(insan bu kadar yazıyı bi yazarken bide okurken özellikle bilgisayar ortamında ki ben hiç yorulmadım zevkle okudum)
ve daha neler neler .....Çok teşekkür ederim kardeş.Gönlündekileri bi güzel detay detay sıralamışsın...Övgüde var eleştiride..Özlemde var sitemde...Birde şu buzuki ye takmasan kafanı daha dahada güzel olacak fakat klarnete yeğlerim doğrusu..

Arkadaşlar yorumlar böyle ,eleştiriler ve övgüler böyle içtenlikle olduğu zaman kimse kimsenin kalbini kırmaz ve ortam daha nezih olur diye düşünüyorum...

Albümün top 10. u nerdeyse aynı gibi ..Benimde 1 numaram Söylenecek söz kalmadı..İkinci klip meselesinde bahsetmiştik biraz..

Söz konusu ORHAN GENCEBAY olunca beklentiler herzaman yüksek..
Ben bu albümde beklentilerimi karşılamış değilim..Forumda zaman zaman konuşuldu bunlar ama yinede daha farklı bekliyordum..

tekrar emeğine yüreğine sağlık gönlümüzden geçenleri bi güzel yazmışsın.
saygılarımla

SerdarYilmaz
Kıdemli Üye
Posts: 169
Joined: 22 Sep 2006, 22:35
Contact:

Post by SerdarYilmaz » 01 Feb 2007, 22:23

Arkadaslar, çok sagolun, asil ben tesekkür ederim. Berhüdar olun.

Konu Gencebay olunca, sözler de bir yere kadar kullanilabiliyor.. "O bir baska"...

User avatar
senfonik
Kıdemli Üye
Posts: 239
Joined: 08 Jul 2006, 11:02
Location: GEBZE
Contact:

Post by senfonik » 02 Feb 2007, 11:11

serdar berhudar ol ...
SENFONİK ŞİİR VE BAĞLAMA KONÇERTOSU İLE YANIP TUTUŞUYORUM..
SEVGİLİ KRAL HAYALMİ GERÇEKMİ BU SÖZLER..
UYANDIR BİZİ..

SerdarYilmaz
Kıdemli Üye
Posts: 169
Joined: 22 Sep 2006, 22:35
Contact:

Post by SerdarYilmaz » 02 Feb 2007, 16:52

Sagol, sen de berhüdar ol Mesut abi.

Geçenlerde bir rüya gördüm, Gencebay istedigimiz projelerin yakinda gerçeklesecegini söylüyordu.. Hayirdir insallah.

User avatar
senfonik
Kıdemli Üye
Posts: 239
Joined: 08 Jul 2006, 11:02
Location: GEBZE
Contact:

Post by senfonik » 03 Feb 2007, 11:23

SerdarYilmaz wrote:Sagol, sen de berhüdar ol Mesut abi.

Geçenlerde bir rüya gördüm, Gencebay istedigimiz projelerin yakinda gerçeklesecegini söylüyordu.. Hayirdir insallah.


:lol: :lol: :lol:
SENFONİK ŞİİR VE BAĞLAMA KONÇERTOSU İLE YANIP TUTUŞUYORUM..
SEVGİLİ KRAL HAYALMİ GERÇEKMİ BU SÖZLER..
UYANDIR BİZİ..

Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 6 guests